Tokyo, gelenek ve geleceği aynı anda yaşayabileceğiniz nadir şehirlerden biri. Tokyo seyahat rehberi, binlerce yıllık tapınaklar, çay evleri ve geleneksel festivaller ile son teknoloji mağazaları, devasa gökdelenleri ve yenilikçi sanat mekânlarını bir arada keşfetmek isteyenler için ideal bir başlangıç sunuyor.
Bahar aylarında kiraz çiçekleriyle rengarenk olan hanami (sakura izleme) dönemi, yazın enerjik sokak dans festivalleri, kışın ise sıcak atmosferli sokak pazarları ve etkileyici ışık gösterileriyle Tokyo, yılın her mevsiminde ziyaretçilerine bambaşka bir yüzünü gösteriyor. Kültür, gastronomi, alışveriş ve modern yaşamın iç içe geçtiği bu şehir, Japonya’yı keşfetmek isteyenler için eşsiz bir rota.
Hazırlayan: İrem Çakır
Tokyo’ya Neden Gidilir?

Tokyo, yeni bir kültürü keşfetmek ve gezmek için dolu dolu bir şehir. Kültür ve sanat sahnesi Tokyo’da çok canlı. Önemli müzelerin yanı sıra bağımsız zine festivalleri, bienaller, bağımsız galeriler ve listening barlar gibi mekanlar, şehrin yaratıcı ruhunu canlı tutuyor. Sanat, yaşanan ve paylaşılan bir deneyim haline geliyor. Kısacası Tokyo, yaratıcılığın kalbinin attığı bir şehir.
Ayrıca teknolojiyle gelenek arasında kurduğu dengeyle farklı bir çekim merkezi. Kapsamlı ve etkili toplu taşıma ağı ve gelişmiş çeviri uygulamaları ziyaretçilerin hayatını kolaylaştırıyor. Ancak bu modernlik, eskiyle çatışmak yerine tamamlayıcı bir unsur olarak şehre dinamizm katıyor. Tokyo’ya gitmek, modern hayatın temposunu, köklü kültürle buluşturmak ve her köşesinde yeni bir keşfe açık olmak demek.
Tokyo’ya Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Tokyo’ya ulaşmanın en konforlu ve hızlı yolu, İstanbul’dan direkt uçuş. Yaklaşık 11-12 saat süren yolculuk, Türk vatandaşlarının Japonya’da 90 güne kadar vizesiz kalabilmesiyle, kısa ve orta vadeli seyahatler için kolaylık sağlıyor. Vizesiz giriş, özellikle plansız veya son dakika seyahatlerde rahatlık yaratıyor.
Daha ekonomik bir seçenek arayanlar için Çin veya Güney Kore aktarmalı uçuşlar da var. Ancak burada aktarmaların kısa tatillerde yorucu olabileceğini not etmek gerek. Transit vize genellikle talep edilmese de, uzun bekleyişler, havaalanındaki kalabalık ve zaman yönetimi, kısa programlarda seyahati zorlaştırabilir. 1-2 haftalık gezilerde direkt uçuşlar daha akıllıca olur; ama daha uzun kalmayı planlayanlar için aktarmalı uçuşlar makul bir alternatif.
Tokyo’ya vardığınızda, iki ana havalimanından birini tercih etmeniz gerek: Şehir merkezine çok yakın olan Haneda ve biraz daha uzak, Chiba bölgesindeki Narita. Haneda, merkezi konumu ve hızlı ulaşımı nedeniyle daha rahat bulunuyor; Narita ise şehir merkezine mesafesi ve yüksek ulaşım maliyetiyle biliniyor. Konaklama ve seyahat planınıza göre bu iki havalimanından birini seçmek, yolculukta zaman ve bütçe açısından fark yaratabilir.
Tokyo’nun modern gökdelenlerini, geleneksel tapınaklarını ve renkli sokaklarını keşfetmek için plan yapmaya başladıysanız, uçak biletinizi şimdiden almayı unutmayın!
Tokyo’ya Ne Zaman Gidilir?

Tokyo’daki kiraz çiçeklerinin açtığı Mart sonu, Nisan ortası dönemi gerçekten benzersiz bir zaman. Şehir parkları ve sokaklar bembeyaz-pembe bir örtüye bürünüyor ama bu dönem hem turist sayısının en yoğun olduğu hem de uçak bileti ve otel fiyatlarının en yüksek olduğu zaman. Ayrıca restoranlarda yer bulmak inanılmaz zor. Bu yüzden kalabalık ve maliyetleri göz önünde tutmalısınız.
Sonbahar ise Tokyo’yu daha sakin ve daha derin hissetmek için ideal dönemlerden. Ekim-Kasım aylarında sıcaklıklar bizdeki yaz sonu gibi, hava ılık ve rahat. Kültür ve sanat etkinliklerinin de en yoğun olduğu zaman bu. Bienaller, festivaller, sergiler sonbaharda şehri bambaşka bir tempoya sürüklüyor.
Kış ayları da sakinlik arayanlar için uygun. Şehir soğuk ama sert değil; Türkiye’nin kışlarıyla kıyaslandığında ılıman. Kalabalık azaldığı için müzeler, galeriler daha rahat gezilebiliyor. Yaz ise yüksek nem ve sıcaklıkla zorlayıcı. Koenji Awa Odori gibi renkli sokak festivalleri olsa da, güneşin gücü ve bunaltıcı hava dışarıda fazla kalmayı zorlaştırıyor.
Fotoğraf Sanatçısı Hironori Kodama’dan Tokyo Önerileri

Hironori Kodama
Fotoğraf Sanatçısı
Fotoğraf sanatçısı Hironori Kodama, son yıllarda özellikle savaş koşullarında yaşayan Ukraynalı kaykaycıları belgelemeye odaklanıyor. Aynı zamanda Tokyo’nun Koenji bölgesinde, filmlerinizi yıkatabileceğiniz ve ikinci el analog kameraların bulunduğu KungFu Camera’nın sahibi.
Hironori, Tokyo’yu gerçekten yaşamak isteyenlere şehir merkezinden çıkıp tren veya otobüsle banliyölere gitmenizi öneriyor. Çünkü gerçek Tokyo, sosyal medyada görülemeyen küçük çiftlikler, pirinç tarlaları, ikinci el dükkanları, semtlere özel alışveriş merkezlerinde ve sokaklarda saklı. Öte yandan, Shibuya veya Kabukicho gibi tipik yerlere gidip oradaki kalabalığı gözlemlemek de keyifli ve ilginç bir olabilir.
Kültürel çeşitlilik
Kültürel çeşitlilik için Shin-Okubo semtini mutlaka ziyaret etmenizi öneriyor. Burada Kore, Çin, Orta Doğu ve Afrika’dan gelen insanları görebilirsiniz. Hareketli istasyonların yanında sakin sokakların kontrastı da Tokyo’nun enerjisini hissettiriyor.
Yemek Önerileri
Yemek için uygun fiyatlı ve lezzetli, İtalyan restoranına Japon dokunuşu yapan Saizeriya’yı öneriyor. Hatta burayı İtalyan konukların bile otantik bulduğunu gözlemlemiş. Küçük, aile işletmesi kafelerde telefonları bir kenara bırakıp gerçekten sohbet etmek de favorileri arasında. JR Chuo Hattı boyunca yer alan Nakano, Koenji, Asagaya, Ogikubo gibi semtlerdeki samimi, küçük barları beğeniyor; özellikle nereye giderseniz gidin o mekanın salatalık turşusunu mutlaka denemenizi öneriyor.
Kitapseverlere
Kitapseverlere Shimokitazawa’daki “B&B (Book & Beer)” adresini tavsiye ediyor. Burası hem kitapçı hem de bira içilebilen, sık sık kitap temalı etkinliklerin olduğu özel bir mekan. Sanatseverlere ise eski bir laboratuvarın galeriye dönüştüğü Studio 35 Minutes’ı öneriyor. Burada hem güncel hem nostaljik eserlerle karşılaşmak mümkün.
Son olarak, güneşli günlerde Yoyogi Park’ta piknik yapmayı çok sevdiğini söylüyor. Ancak şehir karmaşasından kaçmak için mahallelerde saklı küçük parkları da keşfetmenizi öneriyor; buralar yerel halkın yetiştirdiği çiçeklerle dolu ve sakinlik sunuyor.
Heykeltraş Kanako Ikegaya’dan Tokyo Önerileri

Kanako Ikegaya
Heykeltraş
Tokyo’da yaşayan heykeltraş Kanako Ikegaya, eserlerinde şans ve tercihin yarattığı hareketlerle bedenler ve nesneler arasındaki bağları keşfediyor. Ayrıca çağdaş takı markası Gleichenia’nın tasarım ve üretim süreçlerinde aktif olarak çalışıyor.
“Jinbōchō semtini keşfedin”
Kanako Ikegaya, Tokyo’da keşif için favori semti olarak Jinbōchō. Burası, etrafınızın ilgi çekici kitaplar ve güzel kağıtlarla çevrili olduğu, çok özel bir yer. Tokyo’nun en güzel yanlarından biri, her gün beklenmedik ve güzel şeylerle, insanlarla karşılaşabilmek.
Yemek Önerileri
Yemek için Setagaya’daki Beet Eat adlı restoranı öneriyor; sahibi Kuniko’nun o gün bulduğu mevsimlik yabani av ve sebzelerle hazırladığı yemekler Kanako ve eşinin özel günlerinde tercih ettiği lezzetler arasında. Kahve molası için Koenji-kita’daki tatabooks’u tavsiye ediyor. Burası ikinci el kitaplar arasında taze kahvenizi yudumlayabileceğiniz nadir ve değerli bir yer. Üst kattaki galeride ise her zaman ilham verici ve sürprizlerle dolu sergiler oluyor.
Kitapseverlere
Kitapseverler için “Shinjuku’daki Arskumonoi kitapçısını mutlaka ziyaret edin” diyor. Buradaki özel seçki, kısa bir global yolculuğa çıkarıyor ve ziyaretçilere ilham veriyor.
Sanatseverlere
Sanatseverler için ise Ebisu’daki Gallery Deux Poissons’u öneriyor. Burası Japonya’daki az sayıdaki çağdaş takı galerilerinden biri ve Kanako, İspanyol sanatçı Marta Boan’ın el yapımı, minimal tasarımlarından çok etkilenmiş. Hatta yakın zamanda onun yüzüklerinden birini almış.
Son olarak, doğa içinde huzurlu vakit geçirmek isteyenlere Fuchu’daki Kyodo-no-Mori Parkı’nı tavsiye ediyor. Kanako, köpeğiyle burada doğanın içinde sakin yürüyüşler yapmayı çok seviyor.
Tokyo Listening Bar Rehberi: Şehrin En İyi Dinleme Mekanları

Bir bara girdiğinizde etrafın uğultusu, kahkahalar ve sohbetler, müziği arka plana iter. Ancak Japonya’daki dinleme barları tam tersi; müziği hayatın merkezine koyar. Burada içkiler sadece eşlik eder; asıl başrol, duvarları kaplayan plak koleksiyonları ve hoparlörlerden yükselen unutulmaz melodiler.
1920’lerin “ongaku kissa”larından günümüze evrilen bu mekanlar, sessizliğin içinde müziği tüm derinliğiyle yaşatan kutsal alanlar gibi. Dinleme barları dışarıdan sakin görünse de içinde müzikseverlerin ruhunu buluşturan, benzersiz deneyimler sunan gizli hazineler. Eğer gerçek anlamda müziği yaşamak istiyorsanız, bu kapıdan içeri adım atın ve Tokyo’nun büyülü ses dünyasına dalmaya hazırlanın.
Record Bar 33 1/3 rpm

- Kategori: Analog plak barı
- Müzik & Atmosfer: 60’lardan 80’lere rock, soul ve film müzikleri; her parça o geceki ruh hâline göre seçiliyor
- Özellikler: Fotoğraf çekmek yasak, loş ve sessiz ortam, müzik başrolde
- Deneyim: Saygı ve iyi içkiyle tamamlanan sakin bir analog sığınak
- Konum: Shibuya, Dogenzaka sokağı, bodrum kat
OGGUSTO Notu:
Shibuya’nın gürültüsünden uzaklaşıp gerçek bir analog atmosfer yaşamak isteyenler için kusursuz bir adres. Loş ortam, özenli kürasyon ve tam bir müzik odağıyla şehirden kısa bir kopuş sunuyor.
Shibuya’nın Dogenzaka sokağında, binanın bodrum katında gizlenen Record Bar 33 1/3 rpm, Shigeru ve Mayumi Ito çiftinin tutkuyla kurduğu küçük bir analog sığınak. 60’lardan 80’lere uzanan rock, soul ve film müzikleri, raflardaki binlerce plak arasından itinayla seçiliyor; her parça, o geceki ruh hâline göre çalınıyor. Fotoğraf çekmenin yasak olduğu bu loş atmosferde, müzik başrolde, her şey saygıyla, sessizlikle ve iyi bir içkiyle tamamlanıyor.
Eagle

- Kategori: Jazz kissaten (kafe/bar)
- Tarihçe: 1967’den beri Tokyo’nun en köklü jazz mekanlarından biri
- Atmosfer: Öğrenciler, müzik eleştirmenleri ve jazz tutkunlarının buluşma noktası
- Deneyim: Evde defalarca dinlediğiniz albümler burada bambaşka bir derinlik kazanıyor
- Konum: Yotsuya, Sofia Üniversitesi yakınında
OGGUSTO Notu:
Gündüz saatlerinde kahve servisinin de yer aldığı Eagle’da sohbet etmek yasak, akşamları ise kokteyller eşliğinde yine sessiz-saygılı bir müzik var.
Yotsuya’daki Eagle, 1967’den bu yana Tokyo’nun en köklü jazz kissaten’larından biri. Sofia Üniversitesi’nin hemen yakınında yer aldığı için, yarım yüzyılı aşkın süredir öğrenciler, müzik eleştirmenleri ve jazz tutkunları burada aynı masalarda buluşuyor. Gündüzleri kapısına asılan “No Talking” tabelasıyla sessizliğe saygı duyulan Eagle’da, ses sistemi öyle berrak ve güçlü ki, evde defalarca dinlediğiniz bir albüm bile burada bambaşka bir derinlik kazanıyor.
George’s Soul Bar

- Kategori: Soul ve caz barı
- Konum: Tokyo, Akasaka
- Atmosfer: Eski konser posterleriyle dolu duvarlar, samimi ama mesafeli ortam
- Müzik: Jukebox’tan yükselen plak sesleri, gerçek soul ve caz ruhu
- Kurucu: Nobuko Okada’nın anısını yaşatan özel mekan
- Deneyim: Soul ve caz severler için kaçırılmaması gereken buluşma noktası
OGGUSTO Notu:
Mekanın koleksiyonundaki plaklar Tokyo’da başka hiçbir barda yok. Parça seçimlerinin hâlâ Nobuko Okada’nın bıraktığı el yazısı notlarla yapılması ise mekânın öne çıkan detaylarından biri.
George’s Soul Bar, Tokyo’nun Akasaka semtinde, duvarları eski konser posterleriyle dolu, soul ve caz ruhunu yaşatan özel bir mekan. Jukebox’tan yükselen plağın sesi, barın samimi ama biraz mesafeli atmosferine eşlik ediyor. Kurucusu Nobuko Okada’nın anısını yaşatan bu yer, müzik tutkunlarının buluşma noktası. Gerçek soul ve caz severler için kaçırılmaması gereken bir deneyim.
Ginza Music Bar

- Kategori: Dinleme barı
- Konum: Ginza, Tokyo
- Kurucular: DJ Shinichi Osawa ve kahve üreticisi Nobuhiro Toriba
- Dekor: Kraliyet mavisi kadife koltuklar, parlak ahşap yüzeyler
- Ses Sistemi: Etkileyici Tannoy hoparlörleri, 3.000 plaklık koleksiyon
- Özellik: Analog müzik tutkunları ve DJ’lerin favorisi olan döner mikser
- Deneyim: Tokyo’nun müzik mabedi
OGGUSTO Notu:
DJ Shinichi Osawa’nın ses dalgalarını inceleyip tasarlattığı akustik ortamda, koleksiyondaki bazı plaklar sadece buradaki mikserde çalınmak üzere özel olarak restore edilmiş.
Ginza Music Bar, ünlü DJ Shinichi Osawa ile kahve üreticisi Nobuhiro Toriba’nın yan proje olarak hayata geçirdiği özel bir mekan. Kraliyet mavisi kadife koltukları, parlak ahşap yüzeyleri ve etkileyici Tannoy hoparlörleriyle, Tokyo’nun dinleme barları listesinde önemli bir yere sahip. Mekanın 3.000 plaklık zengin bir koleksiyonu var, özellikle analog müzik tutkunlarının ve DJ’lerin hayran kalacağı döner mikseri, bu barı bir müzik mabedine dönüştürüyor.
Musium

- Kategori: Dinleme barı
- Konum: Roppongi, Tokyo
- Açılış: 2023 sonu
- Koleksiyon: Japon yayıncı Usen’in yaklaşık 100.000 plaklık arşivi
- Tasarım & Atmosfer: Plakların müze objesi gibi sergilendiği, analog ses sistemleriyle zenginleştirilmiş sıcak ortam
- Müzik Türleri: Ambient, caz ve elektronik, bar yöneticisi Kajiwara’nın özenle seçimi
- Deneyim: Unutulmaz bir ses yolculuğu
OGGUSTO Notu:
Buradaki plak koleksiyonu o kadar büyük ki, bazı nadir parçaların yerini bulmak için özel bir arşivci çalışıyor.
Roppongi’de, 2023 sonunda açılan Musium, müzik ve atmosferi merkezine alan sıra dışı bir dinleme barı. Japon yayıncı Usen’in yaklaşık 100 bin plaklık devasa arşivinden seçmelerin sergilendiği ve dinlendiği bu mekan, plakların adeta bir müze objesi gibi sergilendiği, analog ses sistemleriyle zenginleştirilmiş bir müzik deposu. Tasarım ve müziğin harmanlandığı sıcak ortamında, bar yöneticisi Kajiwara’nın seçtiği ambient, caz ve elektronik türler, ziyaretçilere unutulmaz bir ses yolculuğu sunuyor.
Grandfather’s

- Kategori: Rock ve soul barı
- Konum: Shibuya, Tokyo
- Tarihçe: 40 yıldır hizmet veriyor
- Müzik Tarzı: 1970’lerin AOR, funk ve soul ağırlıklı mixtape’ler
- Özellik: Yeni müziklere açık, pop plaklarına da yer veriliyor
- Atmosfer: Özenle korunan iç mekân, sıcak ve samimi bir dekorasyon
- Deneyim: Müziğe özel dokunuş
OGGUSTO Notu:
Barın gizli bir repertuarı var; sadece seçilmiş özel anlarda ve misafirler için çalınan nadir plaklar burada saklanıyor. Bu, Grandfather’s’i Tokyo’da efsane yapan küçük sırlarından biri.
Shibuya’da bulunan ve 40 yıldır hizmet veren Grandfather’s, o dönemlerde alışılmadık olan şarkı bazlı rock LP karışımlarından oluşan mixtape tarzıyla başladı. Günümüzde ise 1970’lerin AOR, funk ve soul ağırlıklı popüler müzik seçimleriyle anılıyor. Mekanın sahibi yeni müziklere de açık olmasıyla tanınıyor, burada bazen pop plaklarına denk gelebilirsiniz. Yıllara rağmen özenle korunan iç mekân, bu saygın bara sıcak ve samimi bir atmosfer kazandırarak müziğe ayrı bir dokunuş katıyor.
Studio Mule

- Kategori: Şarap ve plak barı
- Konum: Shibuya, Tokyo
- Kurucu: DJ Toshiya Kawasaki
- Müzik Türü: Dans müziği ve elektronik plaklar
- Özellik: Yüksek kaliteli ses sistemi, doğal şaraplar
- Atmosfer: Rahat ve samimi ortam
- Deneyim: Müzik ve şarabın keyfini çıkarabileceğiniz özel mekan
OGGUSTO Notu:
DJ Kawasaki’nin kişisel şarap mahzeninden seçtiği şaraplar her yudumda müziğin ritmine eşlik eden benzersiz bir uyum yaratıyor, Fransa’dan gelen organik peynirleri de denemeyi unutmayın.
Tokyo Shibuya’da saklı bir şarap barı olan Studio Mule, sahibi DJ Toshiya Kawasaki’nin kendi plak koleksiyonunu doğal şaraplarla buluşturduğu özel bir mekan. Kawasaki, ağırlıklı dans müziği ve elektronik türlerde seçtiği plakları, yüksek kaliteli ses sistemiyle sunuyor. Rahat atmosferinde hem müziğin hem de şarabın tadını çıkarabilirsiniz.
After The Dance

- Kategori: Jazz bar
- Konum: Suginami, Asagaya
- Mekan: 8 kişilik, samimi ve saklı cennet
- Müzik: Özenle seçilen plaklar, ortak müzik deneyimi
- Atmosfer: Kurucu barmen ile müdavimler arasında sıcak iletişim
- Ruh: Asagaya’nın bohem jazz etkisi
- Deneyim: Kalabalıktan uzak, derin ve yoğun müzik yolculuğu
OGGUSTO Notu:
Caz ağırlıklı seçkisiyle sakin bir atmosfer sunan After The Dance, imza kokteyli espresso martini ile de öne çıkıyor.
Shinjuku’ya sadece birkaç durak uzaklıktaki Asagaya’da, 8 kişilik samimi bir alana sahip After the Dance, müziğin tam merkezinde olmayı arayanlar için gerçek bir saklı cennet. Burada her nota özenle seçilir, herkes müziği dikkatle dinler ve ortak bir deneyime dönüşür. Mekanın sahibi ile müdavimleri arasındaki sıcak iletişim, Asagaya’nın bohem jazz ruhunu mekanın her köşesine işler. Kalabalıktan uzak, derin ve yoğun bir müzik yolculuğu için Tokyo’nun en özel adreslerinden biri.
Little Soul Cafe

- Kategori: Dinleme barı
- Konum: Shimokitazawa, Tokyo
- Kurucu: Nobuo Miyamae
- Koleksiyon: 14.000’den fazla özenle seçilmiş plak
- Atmosfer: Yumuşak amber ışıklar ve üst düzey ses sistemi
- Deneyim: Benzersiz bir ses yolculuğu
OGGUSTO Notu:
Burada, titiz dinleyiciler için bile özel “sessiz dinleme” seansları düzenleniyor; kulaklığınızı takıp plakların her tınısını yalnızca kendiniz yaşayabilirsiniz.
Tokyo’nun bohem havasıyla bilinen Shimokitazawa semtinde yer alan Little Soul Cafe, sahibi Nobuo Miyamae’nin 14.000’den fazla plağını titizlikle seçip sunduğu, yumuşak amber ışıklar ve üst düzey ses sistemiyle müziğin odakta olduğu özel bir dinleme barı. Burada müzik, atmosferin vazgeçilmez parçası olarak öne çıkıyor; misafirler her ziyaretlerinde benzersiz bir ses yolculuğuna davet ediliyor.
Banten

- Kategori: Plak ve kokteyl barı
- Konum: Ebisu, Tokyo
- Dekor: Antika Japon dolapları
- Ses Sistemi: MUSASHI Tube Amplifikatör
- Müzik: Caz ve soul
- Kokteyller: Yeşil çay ve sake bazlı Japon esintili mixology
- Özellik: Misafirler kendi plaklarını getirip yüksek kaliteli sistemde dinleyebilir
- Deneyim: Japon kültürü ve modern kokteyllerin birleşimi
OGGUSTO Notu:
Burası misafirlerin kendi plaklarını getirip, özel MUSASHI Tube Amplifikatör sistemiyle yüksek kalitede dinleyebildiği nadir yerlerden biri.
Tokyo’nun Ebisu semtinde saklı Banten, Japon kültürü ve modern mixology kokteyllerini bir araya getiren özel bir plak barı. Antika Japon dolaplarının bulunduğu mekanda, MUSASHI Tube Amplifikatör’den caz ve soul müzikler yükseliyor. Mekanın adı, plakların sesi (ban) ile özenle seçilmiş içkilerden (ten) geliyor. Yeşil çay ve sake gibi Japon malzemeleriyle hazırlanan kokteyller sunulurken misafirlerin kendi plaklarını getirip yüksek kaliteli ses sisteminde dinlemesine de olanak sağlanıyor.
Tokyo Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Tokyo’da Ödeme ve Para İşlemleri
Tokyo hala büyük oranda nakit ağırlıklı bir şehir. Pasmo ve Suica gibi temassız kartlar hayatı kolaylaştırsa da yanınızda mutlaka biraz yen bulundurun. Aile işletmeleri, geleneksel mekanlar gibi birçok yerde kredi kartı kabul edilmiyor. Dolar ve euro gibi yaygın para birimleri için exchange ofisleri şehir merkezlerinde var, ama Türk Lirası’nı değiştirmek zor; genelde banka kartı ile doğrudan para çekmek gerekiyor ama banka kartınızın uluslararası kullanıma açık olduğunu teyit etmeyi unutmayın, hatta en mantıklısı ihtiyacınız olan Japon yeni miktarını belirleyip Türkiye’den edinip seyahatinize başlamak olur.
Tokyo’da İnternet ve Telefon
Tokyo’da internetsiz kalmak zorluk yaratabilir, özellikle dil bariyerinden dolayı bu sorunla karşılaşmanız çok olası. Havalimanından alınabilen SIM kartlar ya da pocket wifi cihazları işinizi kolaylaştırır. Yine eSIM hizmetlerine göz atmanız çok faydalı olur. Pasmo ve Suica kartlarının uygulamalarını telefonunuza indirmek zor çünkü Japonya hattı telefonlarda çalışıyorlar.
Tokyo’da Ulaşım ve Metro Kartları
Tokyo’nun ulaşım ağı ilk bakışta karmaşık gibi görünse de Pasmo ve Suica kartlarıyla metro, otobüs ve tren yolculukları çok pratik hale geliyor. Özellikle JR Yamanote Line’ı unutmayın; bu hat şehri ring şeklinde dolaşıyor ve hemen hemen her büyük noktaya bağlanıyor. İstasyonda aynı isimle birden fazla durak olabilir, örneğin Shinjuku’da en az 5 farklı istasyon var, bu yüzden gitmeden önce tam istasyonu kontrol edin. Google Maps, Apple Maps gibi uygulamalar tüm tren hatları ve otobüs bilgilerini gösteriyor.
Tokyo’da Dil ve İletişim
Tokyo’da İngilizce yaygın değil, bu yüzden çeviri uygulamaları kullanmalısınız. Özellikle kamera ile yazı çevirisi ve sesli sohbet özellikleri restoranlarda ve sokakta iletişimi kolaylaştırıyor. Yine temel birkaç kelimeyi bilmek çok faydalı olacaktır, örneğin;
- Konnichiwa: Merhaba
- Arigato gozaimasu: Teşekkür ederim
- Sumimasen: Özür dilerim, affedersiniz
- Onegaishimasu: Rica ederim, lütfen
Tokyo’da Sigara İçme Kuralları
Tokyo’da ve genel olarak Japonya’da sokakta sigara içmek yasak ve cezası var. Sigara içmek isteyenler için istasyonlarda, bazı bar ve izakayalarda özel sigara içme alanları bulunuyor. Dışarıda, özellikle kalabalık yerlerde sigara içmeyin. Hiç beklemediğiniz bir anda ceza alabilirsiniz.
Tokyo’da Çöp ve Temizlik Kuralları
Tokyo’da dışarıda çöp kutusu hemen hemen hiç yok. Sadece Shibuya ve Shinjuku gibi turistik yerlerde çok az sayıda var, genel olarak sayıları çok az. İnsanlar çöplerini evde ayrıştırıyor ve öyle atıyor. Konbinilerde çöp ayrıştırma alanları var ama her konbinide değil. Teneke kutular, plastik, kağıt ve yiyecek atıkları ayrı kutularda toplanıyor. Bu sistem özellikle yabancılar için zorlayıcı, alışmak zor. Yanınızda küçük bir torba taşıyıp çöplerinizi oraya koyun. Karton kutulu ürün alıyorsanız, otelinizde ya da Airbnb’de kalıyorsanız ev sahibine kağıt atıklarını nasıl atacağınızı sorun.
Tokyo’da Bahşiş Verilmez
Tokyo’da bahşiş vermek alışılmış bir durum değil, hatta çok kaba bir davranış olarak görülür. Hizmet sektöründe çalışanlar işlerini titizlikle yapar ve bahşiş vermek garip karşılanabilir. En iyi teşekkür şekli kibar davranmak ve mümkünse “Arigato gozaimasu” (Teşekkür ederim) demek. Yine bazı mekanlarda hizmet bedeli hesapa yansıtılıyor.
Tokyo’da Rezervasyonlar
Tüm restoranlar genellikle Tabelog (app ve web site) üzerinden rezervasyon alıyor. Kuaför ya da güzellik salonları için ise Hot Pepper gibi web siteleri üzerinden, kalacağınız bölgeye yakın yerlerden randevu alabilirsiniz. Yine bazı müze ziyaretleri öncesi rezervasyon yaptırmanız gerek; örneğin teamLab’e rezervasyonsuz gitmek imkansız.
Tokyo’da Genel Görgü Kuralları
Tokyo’da toplu taşımada sessizlik çok önemli. Telefonla konuşmak hoş karşılanmaz, yüksek sesle sohbet etmek saygısızlık olarak görülür. Yürüyen merdivenlerde sol tarafta durup sağdan hızlı yürüyenlere yol vermek gerekir. Bu tür önemli kurallara dikkat etmek Tokyo’da hayatınızı çok kolaylaştırır.
Tokyo’da Tax Free Alışveriş
Tokyo’da birçok mağaza turistlere Tax Free seçeneği sunuyor. Belirli bir tutarın üzerindeki alışverişlerde tüketim vergisi kasada düşülüyor, yani ürünleri vergisiz alma imkânı doğuyor. Bu işlem pasaportunuz üzerinden yapıldığı için mutlaka yanınızda olmalı; sonradan gösterme seçeneği ne yazık ki yok. Büyük elektronik marketlerden giyim ve kozmetik mağazalarına kadar pek çok yerde Tax Free ibaresi ile karşılaşabilirsiniz.


