Mersin, Akdeniz’in popüler rotalarının gölgesinde kalmış, ancak keşfedildiğinde sizi binlerce yıllık bir tarih ve mitoloji serüveninin içine çeken, saklı bir hazine. Burası, sadece bir sahil şehri değil; bir ucunda Aziz Paul’un doğduğu Tarsus’un kadim ruhunu, diğer ucunda Anamur’un heybetli kalesini barındıran, 320 kilometrelik bir tarih ve doğa yolculuğu.
Cennet ve Cehennem obruklarının efsunlu derinliklerinden, denizin ortasında bir inci gibi parlayan Kızkalesi’ne, Toroslar’ın serin yaylalarından narenciye bahçelerinin taze kokusuna uzanan bu coğrafya, her virajda farklı bir hikaye anlatıyor.
- Mersin Ritminizi Ayarlayacak Üç Oggusto Notu
- Mersin’e Neden Gidilir?
- Mersin’e Nasıl Gidilir?
- Mersin’e Ne Zaman Gidilir?
- Mersin’de Ulaşım Nasıl Sağlanır?
- Bir Medeniyetler Beşiği: Tarsus
- Mersin Şehir Merkezi: Modern Akdeniz Yüzü
- Tarih ve Mitoloji Yolu: Mersin’in Batı Kıyıları
- Doğanın Diğer Mucizeleri: Kanyonlar, Şelaleler ve Yaylalar
- Oggusto Seçti: Özel Mersin Deneyimleri
- Mersin Gezi Planları (3, 5 ve 7 Gün)
- OGGUSTO’nun Mersin Notu
- Mersin’de Gezilecek Yerler ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Mersin Ritminizi Ayarlayacak Üç Oggusto Notu
- Rotanızı Batıya Çevirin: Mersin’i keşfetmenin en keyifli yolu, Tarsus’tan başlayıp batıya doğru uzanan D-400 karayolunu takip eden bir yolculuk planlamaktır. Bu rota, sizi bir zaman tünelindeymiş gibi, Roma yollarından antik limanlara, obruklardan kalelere doğru coğrafi ve tarihi bir akış içinde ilerletir. Mersin’i bir merkez olarak değil, bir başlangıç noktası olarak görün.
- Mitolojiye Kulak Verin: Cennet-Cehennem’i gezerken sadece jeolojik bir oluşuma değil, Zeus ile Typhon’un efsanevi savaşına tanıklık ettiğinizi hayal edin. Kanlıdivane’de, Roma’nın asilzadelerinin suçluları vahşi hayvanlara yem ettiği o arenanın sessizliğini dinleyin. Mersin’in ruhu, bu topraklara sinmiş mitolojik hikayelerde saklıdır; gezinizi bu hikayelerle zenginleştirin.
- Yaylaları Bir Kaçış Noktası Olarak Görün: Mersin deneyimini sadece sahil şeridiyle sınırlamayın. Akdeniz’in nemli sıcağından bunaldığınız bir öğleden sonra, rotanızı aniden Gözne veya Fındıkpınarı gibi Toroslar’ın serin yaylalarına çevirin. Sıkma ve börek kokan bu otantik yaylalarda, şehrin diğer yüzünü, yani Yörük kültürünün ve dağların cömertliğini keşfedeceksiniz.
Mersin’e Neden Gidilir?
Mersin, Hristiyanlığın en önemli figürlerinden Aziz Paul’un doğduğu ve Kleopatra ile Antonius’un buluştuğu Tarsus’u keşfetme imkanı sunuyor. Cennet-Cehennem obruklarının mitolojik derinliklerine inmek, denizin ortasındaki Kızkalesi’nin efsanesine tanıklık etmek ve Uzuncaburç gibi Roma’nın görkemli sütunlu caddelerinde yürüme ayrıcalığı tanıyor.
Aynı zamanda, Türkiye’nin en lezzetli sokak lezzetlerinden tantuniyi yerinde tatmak ve Akdeniz’in en bakir koylarından bazılarında denize girmek için eşsiz bir destinasyon olarak öne çıkıyor.

Mersin’e Nasıl Gidilir?
- Hava Yolu ile Ulaşım: Mersin’e hava yoluyla ulaşım artık Çukurova Uluslararası Havalimanı (COV) üzerinden sağlanıyor. Tarsus ilçe sınırlarındaki bu yeni havalimanı, Tarsus merkeze yaklaşık 23 km, Mersin merkeze yaklaşık 50 km uzaklıkta. Havalimanından Mersin ve Tarsus’a Havamaş otobüsleri, taksi ve özel transferle ulaşım mümkün.
- Kara Yolu ile Ulaşım: Mersin, otoyol bağlantıları sayesinde Türkiye’nin tüm büyük şehirlerinden kolayca ulaşılabilir bir konumda. Özellikle Adana-Mersin otoyolu, bölgeye hızlı bir erişim sunuyor. Mersin Otogarı (MEŞTİ), şehir merkezinin biraz dışında kalsa da, servis ve toplu taşıma araçlarıyla merkeze iyi bir bağlantıya sahip.
Mersin’e Ne Zaman Gidilir?
- İlkbahar ve Sonbahar (nisan-mayıs & eylül-ekim): Antik kentleri gezmek, doğa yürüyüşleri yapmak ve aşırı sıcaklardan bunalmadan denize girmek için en ideal dönemler. Bu aylarda doğa en canlı halindedir ve kalabalıklar daha azdır.
- Yaz (haziran – ağustos): Deniz, kum ve güneş odaklı bir tatil için en popüler zaman dilimi. Ancak hava sıcaklıklarının ve nem oranının oldukça yüksek olduğunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yaylalar, bu dönemde serin bir kaçış noktası olarak öne çıkıyor.
Mersin’de Ulaşım Nasıl Sağlanır?
Mersin’in Tarsus’tan Anamur’a uzanan geniş coğrafyasını kendi temponuzda ve özgürce keşfetmek için en ideal yöntem, şüphesiz araç kiralamak. Özellikle D-400 karayolu üzerindeki saklı koylara, Adamkayalar gibi daha içeride kalan antik kalıntılara ve Toroslar’ın yaylalarına ulaşımda büyük bir konfor ve esneklik sunuyor.
Bununla birlikte, bölgenin oldukça gelişmiş bir toplu taşıma ağı da bulunuyor. Mersin Otogarı’ndan (MEŞTİ) kalkan ilçe otobüsleri, Silifke, Erdemli, Anamur gibi tüm ana sahil destinasyonlarına düzenli olarak seferler düzenliyor.
Bu ilçe merkezlerine ulaştıktan sonra ise Cennet-Cehennem, Kızkalesi gibi popüler turistik noktalara yine yerel minibüslerle (dolmuş) kolayca geçiş yapabilirsiniz.
Özellikle Mersin şehir merkezi ve Tarsus gibi yerleşim yerlerinin kendi içindeki noktaları keşfederken ise belediye otobüsleri ve dolmuşlar oldukça etkili ve pratik bir ulaşım ağı sunuyor.
Bir Medeniyetler Beşiği: Tarsus
Mersin gezinizin başlangıç noktası, şüphesiz 8000 yıllık geçmişiyle bir medeniyetler beşiği olan Tarsus olmalı. Burası sadece bir ilçe değil; peygamberlerin, filozofların ve efsanevi aşıkların izlerini taşıyan, yaşayan bir tarih kitabı.

- Aziz Paul Kuyusu ve Kilisesi: Hristiyanlığın en önemli havarilerinden biri olan Tarsus doğumlu St. Paul’un yaşadığı evin avlusunda bulunduğuna inanılan bu kuyu, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor ve Hristiyanlar için önemli bir hac noktası.
- Kleopatra Kapısı: Efsaneye göre, Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın Romalı Komutan Antonius ile buluşmak için Tarsus’a geldiğinde geçtiği bu tarihi kapı, antik kentin ayakta kalan tek girişidir.

- Tarsus Ulu Cami ve Danyal Peygamber’in Kabri: Ramazanoğulları tarafından yaptırılan bu heybetli caminin içinde, Danyal Peygamber’e ait olduğuna inanılan bir kabir bulunuyor. Cami, hemen yanındaki Kırkkaşık Bedesteni ile birlikte bölgenin önemli bir tarihi ve ticari merkezini oluşturuyor.
- Tarsus Müzesi Kompleksi: Eski bir Adliye Sarayı’nın restore edilmesiyle hayata geçirilen bu modern müze, Tarsus’un zengin arkeolojik ve etnografik mirasını çağdaş bir sunumla sergiliyor. Sadece bir müze değil, aynı zamanda bir kültür merkezi olarak tasarlanmış.
- Tarsus Şelalesi: Şehir merkezinin hemen dışında, Berdan Çayı üzerinde yer alan bu şelale, çevresindeki dinlenme tesisleri ve Roma döneminden kalma mezar kalıntılarıyla keyifli bir mola noktası.
- Ashab-ı Kehf Mağarası (Yedi Uyurlar): Hem Hristiyanlık hem de İslamiyet için kutsal sayılan “Yedi Uyurlar” kıssasının geçtiği mağaralardan biri olarak kabul edilen bu mekan, Tarsus’a oldukça yakın ve manevi atmosferiyle dikkat çekiyor.

OGGUSTO’nun Notu: “Tarsus’un ruhunu tam olarak anlamak için, gezinizi yörenin otantik tatlarıyla birleştirin. St. Paul Kuyusu’nun manevi atmosferinden sonra, ara sokaklardaki yerel lezzetleri keşfe çıkın. Tarih, bu şehirde damak zevkiyle iç içe yaşıyor.”
Mersin Şehir Merkezi: Modern Akdeniz Yüzü
Mersin’in kalbi, geniş palmiyeli bulvarları, modern marinası ve hareketli sahil şeridiyle tam bir Akdeniz metropolü atmosferi sunuyor.
- Mersin Marina: Sadece bir yat limanı değil, aynı zamanda şık restoranları, kafeleri ve mağazalarıyla şehrin en popüler sosyal buluşma noktası. Özellikle akşam saatlerinde, ışıklandırılmış palmiyelerin altında keyifli bir yürüyüş yapmak için ideal.
- Atatürk Evi Müzesi: Atatürk’ün Mersin’i ziyaretleri sırasında konakladığı tarihi bina, bugün o döneme ait eşyaların sergilendiği zarif bir müze.
- Mersin Arkeoloji Müzesi: Yumuktepe ve Soli Pompeiopolis gibi bölgenin en önemli antik yerleşimlerinden çıkarılan paha biçilmez eserlerin sergilendiği modern bir müze.
- Yumuktepe Höyüğü: Şehir merkezinde yer alan bu höyük, Neolitik Çağ’dan bu yana 9000 yıl boyunca kesintisiz yerleşime sahne olmuş, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri.
Tarih ve Mitoloji Yolu: Mersin’in Batı Kıyıları
Mersin’den batıya doğru uzanan sahil şeridi, her biri kendi hikayesine sahip antik kentler, kaleler ve jeolojik harikalarla dolu.



- Soli Pompeiopolis: Viranşehir’de, sahil kenarında yer alan bu antik kent, özellikle ayakta kalan görkemli sütunlu caddesiyle dikkat çekiyor.
- Kanlıdivane: Bir obruğun etrafına kurulmuş bu antik yerleşim, Helenistik dönemden kalma kulesi, kiliseleri ve kaya kabartmalarıyla etkileyici bir atmosfere sahip. Obruğun, Roma döneminde suçluların vahşi hayvanlara atıldığı bir arena olarak kullanıldığı rivayet ediliyor.
- Cennet ve Cehennem Obrukları: Silifke yakınlarındaki bu iki devasa karstik çöküntü, bölgenin en ünlü doğal ve mitolojik oluşumları. Cennet Obruğu’na, özellikle yağışlı havalarda kaygan olabilen 452 basamakla iniliyor ve sonunda sizi bir Bizans şapeli karşılıyor. Daha ürkütücü bir atmosfere sahip Cehennem Obruğu ise sadece seyir terasından izlenebiliyor.
- Astım Mağarası: Cennet-Cehennem’e çok yakın olan bu mağaranın, nemli ve serin havasının astım hastalarına iyi geldiğine inanılıyor.
- Kızkalesi: Denizin ortasında, kıyıya yaklaşık 200-300 metre uzaklıkta bir adacık üzerine kurulmuş olan bu masalsı kale, Mersin’in en ikonik simgesi. Kaleye küçük teknelerle ulaşım sağlanıyor; yüzerek gitmek akıntı ve tekne trafiği nedeniyle önerilmiyor.
- Adamkayalar: Erdemli ilçesi, Şeytan Deresi Vadisi yamaçlarına gizlenmiş, Roma dönemine ait bu etkileyici kaya kabartmaları, sunduğu gizemli ve otantik deneyimle maceraperest ruhlar için kaçırılmayacak bir fırsat.

- Silifke Kalesi ve Taşköprü: Göksu Nehri’nin kenarında, şehre hakim bir tepeye kurulmuş olan Silifke Kalesi ve nehrin üzerindeki tarihi Roma köprüsü Taşköprü, Silifke’nin en önemli tarihi yapıları.
- Uzuncaburç (Diocaesarea) ve Olba Antik Kenti: Toroslar’ın eteklerinde, Silifke’ye bağlı Uzuncaburç’ta yer alan bu antik kentler, Roma döneminin en iyi korunmuş anıtsal yapılarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle Zeus Tapınağı, Tyche Tapınağı ve 30 metreyi aşan anıtsal sütunlarıyla Sütunlu Cadde, ziyaretçilerini adeta antik bir film setinin içine çekiyor.
- Mamure Kalesi: Anamur ilçe sınırları içinde, denize sıfır konumda yer alan bu devasa kale, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan, Türkiye’nin en iyi korunmuş ve en büyük kalelerinden biri.
- Akdeniz’in Saklı Koyları (Yapraklı Koy, Tisan, Boğsak): Mersin kıyı şeridi, popüler plajların yanı sıra adeta saklı birer cennet olan koylara da ev sahipliği yapıyor. Silifke yakınlarındaki Yapraklı Koy, turkuaz rengi soğuk su kaynaklarıyla doğal bir havuz hissi verirken; yine aynı bölgedeki Tisan Yarımadası ve Boğsak Koyu, bakir doğaları ve sakin atmosferleriyle kalabalıklardan kaçmak isteyenler için ideal sığınaklar sunuyor.
OGGUSTO’nun Kıyı Notu: “Mersin’in batı kıyılarını keşfederken, popüler durakların arasındaki saklı serinleme noktalarını kaçırmayın. Örneğin, Kızkalesi’ni gezdikten sonra, hemen yakınındaki Narlıkuyu’da, Üç Güzeller Mozaiği’ni barındıran küçük müzeyi ziyaret edip ardından sahil boyunca keyifli bir mola verebilirsiniz. Gerçek Akdeniz deneyimi, bu küçük, otantik anlarda saklıdır.”
Doğanın Diğer Mucizeleri: Kanyonlar, Şelaleler ve Yaylalar

- Limonlu (Lamas) Kanyonu: Erdemli ilçesinde yer alan bu kanyon, içinden akan buz gibi çayı, tarihi köprüleri ve yemyeşil doğasıyla özellikle yaz aylarında serinlemek için harika bir alternatif.
- Kisecik (Saklı Cennet) Kanyonu: Çamlıyayla’da bulunan ve adının hakkını veren, Saklı Cennet olarak da bilinen bu kanyon, turkuaz rengi suları ve el değmemiş doğasıyla adeta saklı bir cennet.
- Yerköprü Şelalesi: Mut ilçesinde, Göksu Nehri üzerinde yer alan bu doğa harikası, 20 metreden dökülen suları ve oluşturduğu turkuaz göletiyle inanılmaz bir manzara sunuyor.
- Gözne ve Fındıkpınarı Yaylaları: Toroslar’ın eteklerinde, şehir merkezine oldukça yakın konumdaki bu yaylalar, çam ormanları, serin havası ve yöresel lezzetler sunan kır lokantalarıyla Mersinlilerin geleneksel kaçış noktaları.

Oggusto Seçti: Özel Mersin Deneyimleri
- Kızkalesi’ne Karşı Yüzmek: Özellikle sabahın erken saatlerinde, deniz sakinken kıyıdan kaleye doğru yüzerek, bu tarihi yapıyı denizden selamlamak.
- Uzuncaburç’ta Gün Batımını İzlemek: Roma’nın anıtsal sütunları arasından, Toroslar’ın ardında batan güneşin yarattığı o mistik ve sessiz atmosfere tanıklık etmek.
- Tarsus Tarihi Evleri Arasında Bir Kahve Molası: Restore edilerek butik otel veya kafe olarak hizmet veren Tarsus evlerinden birinin avlusunda, tarihin içinde bir kahve içmek.
- Narenciye Bahçelerinde Yürüyüş: Özellikle ilkbaharda, portakal ve limon çiçeklerinin baş döndürücü kokusu eşliğinde, Tarsus veya Erdemli’deki narenciye bahçelerinden birinde yürüyüş yapmak.

Mersin Gezi Planları (3, 5 ve 7 Gün)
3 Günlük Tarsus & Mersin Merkez Rotası
- 1. Gün: Medeniyetler Beşiği Tarsus. Medeniyetler Beşiği Tarsus. Tüm günü Tarsus’a ayırın. Aziz Paul Kuyusu, Kleopatra Kapısı, Ulu Cami, Kırkkaşık Bedesteni ve Tarsus Şelalesi’ni gezin. Akşamı, Tarsus’un tarihi dokusu içinde geçirin.
- 2. Gün: Modern Akdeniz Yüzü. Mersin merkeze geçin. Güne Mersin Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret ederek başlayın. Öğleden sonra Mersin Marina’da keyifli bir yürüyüş yapın ve kafelerden birinde mola verin. Günü, Soli Pompeiopolis’in sütunlu caddesinde güneşi batırarak noktalayın.
- 3. Gün: Obrukların Gizemi. Mersin merkezden günübirlik bir geziyle, birbirine çok yakın olan Cennet-Cehennem Obrukları ve Astım Mağarası’nı ziyaret edin. Dönüşte Kanlıdivane’nin etkileyici atmosferine de tanıklık edebilirsiniz.
5 Günde Kapsamlı Doğu Akdeniz Deneyimi
İlk 3 gün, yukarıdaki 3 günlük planla aynı şekilde ilerler.
- 4. Gün: Bir Deniz Efsanesi (Kızkalesi & Silifke). Rotanızı batıya çevirin. Güne, Mersin’in simgesi olan Kızkalesi’ni gezerek ve karşısındaki plajda denize girerek başlayın. Öğleden sonra Silifke’ye geçerek Silifke Kalesi ve Göksu Nehri üzerindeki Taşköprü’yü görün.
- 5. Gün: Roma’nın Görkemi (Uzuncaburç). Tüm günü, Toroslar’ın eteklerindeki Uzuncaburç ve Olba Antik Kenti’ne ayırın. Zeus Tapınağı ve Sütunlu Cadde’nin anıtsal mimarisi arasında, tarihin içinde unutulmaz bir gün geçirin.
7 Günde Tarsus’tan Anamur’a Kıyı Serüveni
Bu rota, uzun mesafeler kat etmeyi gerektiren, gerçek bir “road trip” ruhu taşıyan bir serüvendir.
İlk 5 gün, yukarıdaki 5 günlük planla aynı şekilde ilerler.
- 6. Gün: Yolculuk ve Saklı Koylar. Uzuncaburç’tan daha da batıya, Anamur’a doğru keyifli bir yolculuğa çıkın. Bu yol, Türkiye’nin en güzel manzaralı sahil yollarından biridir. Yol üzerinde, Aydıncık’taki Aynalıgöl (Gilindire) Mağarası’na uğrayarak bu doğa harikasını keşfedin. Akşam saatlerinde Anamur’a varıp konaklayın.
- 7. Gün: Akdeniz’in Sınır Kalesi (Anamur). Gezinizin son gününü, denize sıfır konumuyla Türkiye’nin en görkemli kalelerinden biri olan Mamure Kalesi’ni gezerek tamamlayın. Ardından Anamur’un meşhur muz bahçeleri arasında keyifli bir mola vererek seyahatinizi sonlandırın.
OGGUSTO’nun Mersin Notu
Mersin’den ayrılırken aklınızda kalacak olan, sadece tantuninin tadı ya da Kızkalesi’nin fotoğrafı değil, bir bütün olarak o yolculuğun kendisidir. St. Paul’un doğduğu Tarsus’un kadim topraklarından başlayıp, her virajda karşınıza çıkan bir Roma sütunu, bir obruk, bir Haçlı kalesi ile Anamur’a doğru yaptığınız bu seyahat, aslında Akdeniz’in sadece bir deniz değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir medeniyet otobanı olduğunu size fısıldar. Mersin’in asıl sırrı, bu yolun sonunda değil, yolculuğun ta kendisindedir.


