Rönesans denildiğinde akla ilk gelen sanatçılardan olan Michelangelo Buonarroti kimdir? Michelangelo’nun hayatı, eserleri ve hakkında az bilinen gerçekleri keşfedin.
Heykel, resim, mimari ve edebiyat gibi pek çok alanda eşsiz izler bırakan İtalyan sanatçı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni, sanat tarihinin en etkileyici figürlerinden biri. Yaratıcılığı ve teknik ustalığıyla Rönesans dönemini şekillendiren sanatçı tüm zamanların en büyük sanat dehalarından.
Klasik formları yeniden tanımlarken Rönesans estetiğinin sınırlarını da ileriye taşıyan eserleri günümüzde hâlâ hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Yazımızda Michelangelo’nun hayatı, hakkında merak edilenler ve en önemli eserlerini keşfedin.
Michelangelo Buonarroti Kimdir?

Michelangelo derinlikli bir bakışa sahip bir düşünür, bir teknik usta.
Rönesans döneminde sanat tarihinin akışını değiştiren isimlerden biri ve yüzyıllar geçse de etkisini kaybetmeyen bir sanat anlayışının temsilcisi.
Yaptığı heykeller, freskler, mimari yapılar ve yazdığı şiirlerle yüzyıllar sonrasını da etkileyen nadir sanatçılardan.
Kusursuz anatomi bilgisi, figürlere yüklediği anlam ve mermeri neredeyse canlı gibi işleyebilmesiyle, sanat tarihinde ayrı bir yerde duruyor.
Döneminin güçlü aileleri tarafından desteklenen sanatçı, bugün hâlâ estetik anlayışın ve sanat tarihinin merkezinde anılıyor. Heykelden mimariye, resimden şiire uzanan yeteneğiyle Michelangelo Buonarroti, Rönesans’ın ruhunu şekillendiren isimlerin başında geliyor.
Michelangelo Buonarroti’nin Hayatı

Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni, 6 Mart 1475’te İtalya Caprese’de doğdu. Altı çocuklu ailesinin ikinci kardeşi olarak dünyaya gelen sanatçı, küçük yaşta annesini kaybetti. Çocukluğundan beri sanata ilgi duyan Michelangelo, aile mesleği olan mermer yontuculuğunu devam ettiren ve oğlunun sanatla uğraşmasına sıcak bakmayan babasını ikna ederek 13 yaşına geldiğinde ünlü duvar ressamı Domenico Ghirlandaio’nun yanında çıraklığa başlayarak sanatla tanıştı.
Michelangelo’nun yeteneği, Rönesans’ın yükselişine yön veren Floransa’nın en güçlü hanedanı Medici ailesinin dikkatini henüz çıraklık yıllarında çekti. Lorenzo de’ Medici’nin himayesine girmesiyle entelektüel çevrelere dahil oldu; Platonik Akademi’de felsefe ve beşeri bilimlerle ilgilenirken geliştirdiği perspektif, ona düşünsel bir zemin de kazandırdı. Eserleri bugün hâlâ hayranlık uyandırırken, döneminin ona en çok yaklaşabilen isimleri yalnızca Leonardo da Vinci ve Raphael oldu.
{21105}
Michelangelo Buonarroti’nin Eserleri
Michelangelo, taşıdığı duygu ve düşünceyle de; heykelin, resmin ve mimarinin sınırlarını zorladı. Figürlerinde hem güç hem kırılganlık barındıran eşsiz bir denge kurdu. Mermeri canlı bir beden gibi işlemesi ise, onu dönemin ötesine taşıyan en belirgin özelliği. Abartıdan uzak, fazlalıklardan arınmış estetik anlayışı, sanatçıyı dönemini tanımlayan bir isim haline getirdi.
Michelangelo Buonarroti, “La Pieta”; 1498 – 1499

Üzerinde imzası bulunan tek eseri; Pieta Heykeli. Michelangelo, ölmüş İsa’yı kucağında tutan Meryem heykelini henüz 23 yaşında yaptı. Eşsiz detaylarla ve olağanüstü incelikle yontulmuş bu heykelin bu kadar genç bir sanatçı tarafından yapıldığına inanılmayınca Michelangelo, ilk ve son kez eserini imzaladı.
Pietà heykelinde Meryem, İsa’dan çok daha genç ve orantısız biçimde büyük. Esere düşünsel bir derinlik kazandıran bu tasvir teknik bir hata değil. Tam tersi; ebedi masumiyeti ve ruhsal saflığı, anne figürünün gücünü ve kutsal bir teslimiyeti simgeleyen bilinçli bir tercih.
Heykel günümüzde Aziz Petrus Bazilikası’nda sergileniyor.
Michelangelo Buonarroti, “The Last Judgment” (Son Yargı); 1536 – 1541

Sistine Şapeli’nin altar duvarında yer alan Son Yargı freskinde Michelangelo, çarmıh izleri taşıyan İsa’nın yeniden dünyaya dönüşünü ve insanlık üzerindeki son hükmünü sahneler.
Michelangelo, figürlerin beden dili ve hareketindeki yoğunlukla dikkat çeken bu eseri 6 yılda tamamladı.
Çıplaklık nedeniyle dönemin din adamlarının eleştiri odağı oldu ancak tüm itirazlara rağmen, Michelangelo’nun anatomik ustalığı ve figür yorumundaki güç, freskin olduğu yerde kalmasını sağladı.
Michelangelo Buonarroti, “Bacchus”; 1496 – 1497
Michelangelo’nun 21 yaşındayken ulaştığı teknik ustalığın erken bir kanıtı; Bacchus.
Yaklaşık iki metre boyundaki heykelde, şarap tanrısı Bacchus’un gözlerinin şaşı, kaslarının gevşek olması ve vücut ağırlığının dağılışı gibi detaylar, sarhoşluğu beden diliyle de anlatır.

Genelde güçlü, tanrısal ve dimdik tasvir edilen Bacchus, bu yapıtta Michelangelo’nun mitolojik figürleri insanlaştıran yaklaşımıyla sarhoş, dengesini kaybetmiş bir hâlde görürüz. Aslında bir Roma kardinaline sipariş edilen bu heykel, “fazla pagan” bulunduğu için kilise tarafından reddedildi. Günümüzde Museo Nazionale del Bargello koleksiyonunda yer almakta.
Michelangelo Buonarroti, “The Creation of Adam” (Adem’in Yaratılışı); 1511

Sistine Şapeli’nin tavanında yer alan Âdem’in Yaratılışı, Tanrı’nın Âdem’i kendi suretinden yarattığı anı resmeder. Parmak uçlarının neredeyse birbirine değdiği bu an, Michelangelo’nun da Rönesans’ın da en ikonik eserlerinden. Tanrı’nın etrafındaki pelerinin insan beynine benzemesi ve yanındaki figürlerin Havva’yı ve henüz doğmamış insanlığı temsil ettiği yorumu, sanatçının anatomik bilgisine bir sembolik katman daha ekler.
Michelangelo Buonarroti, “David” (Davut Heykeli); 1504

Mitolojideki Golyat’la savaşmadan hemen önceki saldırmaya karar verme anını gösteren heykelin beden oranları, kaslardaki gerginlik ve yüz ifadesindeki kararlılıkla figür neredeyse canlı gibi.
Michelangelo’nun tek parça mermeri yontarak 3 yılda tamamladığı 5 metre yüksekliğindeki Davut heykelinin orijinali Floransa’daki Akademi Galerisi’nde; bir kopyası da Signoria Meydanı’nda.
Michelangelo Buonarroti, “Madonna of Bruges” (Bruggeli Madonna); 1501 – 1504
Michelangelo’nun İtalya dışında sergilenen tek eseri olan Brugge Madonna, anne Meryem’in kucağında duran, ama ona yaslanmayan bir İsa figürüyle dikkat çeker.
Geleneksel annelik temsillerinden farklı olarak, İsa burada neredeyse bağımsız bir duruş sergiler.
Heykeldeki sakinlik ve duruluğun altında, Michelangelo’nun figür yorumundaki ustalık ve gerçeğe yakınlık hissi yine belirgin. Bugün heykel, Brugge’deki Church of Our Lady’de.

Michelangelo Buonarroti, “Moses” (Musa’nın Hükmü); 1513 – 1515

Michelangelo, Moses yapıtında Musa’yı öyle güçlü bir gerçekçilikle tasvir eder ki anlatılanlara göre heykeli tamamladıktan sonra ona dönüp seslenir: “Konuş!”.
Papa II. Julius’un mezarı için yapılan bu heykelde, halkın sapkınlığı karşısında öfkesini zor bastıran Musa figürü, kaslardaki gerginlik, sakalın hareketi ve bakıştaki sertlikle sanki canlıymış gibi.
Heykelde en dikkat çeken detaylardan biri Musa’nın başındaki boynuzlar. Bu sembol, Latince İncil çevirisindeki bir hatadan kaynaklanır: “Işık saçmak” anlamına gelen kelime, “boynuz çıkmak” şeklinde çevrilmiş ve yüzyıllar boyunca Musa bu şekilde betimlenmiştir. Bugün bu başyapıt, Roma’daki San Pietro in Vincoli Kilisesi’nde.
Michelangelo Buonarroti, “The Sistine Chapel Ceiling” (Sistine Şapeli Tavanı); 1508 – 1512

Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin başka bir benzeri bulunmayan tavan freskleri, Michelangelo’nun resim alanında ustalık eseri. Bitmesi 4 yılı bulan, yüzlerce figürün oluşturduğu kompozisyonda Tevrat’tan alınan 9 sahneyle ,Âdem’in Yaratılışı, Havva’nın Doğuşu ve Tufan gibi, yaratılış öyküsü izleniyor.
Michelangelo’ya bir heykeltıraş olduğu için şüpheyle yaklaşıldı, o ise yardımcılarının çizimlerini beğenmeyince onları işten çıkarıp tüm tavanı tek başına boyadı. Sonuç ise Michelangelo’nun eşsiz çizimi ve figürleriyle dramatik bir dini anlatı.
{43678}
Michelangelo’nun Bilim, Sanat ve Düşünce Hayatına Katkıları

Düşünsel derinliğiyle Rönesans ruhunun vücut bulmuş hâli Michelangelo, döneminde sanatta devrim yarattı. Onun için heykel, resim ya da mimari insan doğasını, inancı ve varoluşu anlamaya dair araçlardı.
Özellikle insan bedenine duyduğu ilgi, onu anatomiye katkı sunan bir araştırmacıya dönüştürdü.
Kadavralar üzerinde yaptığı çalışmaları sonucunda kas yapısından kemik oranına kadar her detayı ezbereydi, bu sayede figürlerinde olağanüstü bir gerçekçilik sağladı.
Eserlerinin her biri, Michelangelo’nun sanat aracılığıyla insanın Tanrı’yla, doğayla ve kendisiyle kurduğu bağı nasıl düşündüğünü gösterir. Her figür, her duruş; bir fikre, bir sezgiye, bir sorgulamaya açılan kapı. Michelangelo’nun bıraktığı miras, düşünsel ve kültürel bir dönüşümün de taşıyıcısı.
Michelangelo Hakkında Az Bilinen Gerçekler
Hakkında en çok araştırma yapılan sanatçılardan olmasına rağmen bugün hâlâ Michelangelo ile ilgili şaşırtıcı detaylarla karşılaşmak mümkün.
Sanat tarihine damgasını vurmuş bu isim, kişiliği ve çalışma biçimiyle de dikkat çekiyor.

- Mermer seçiminde son derece titiz olmasına rağmen, başka bir sanatçının beğenmeyip kenara ayırdığı yani aslında “kullanılamaz” kabul ettiği bir mermer bloktan, bugün dünyanın en ikonik heykellerinden biri olan Davut heykelini yonttu. Heykeli yaparken zamanının büyük kısmını ona adaması, hatta heykelin yanına kurduğu barakada yaşaması da Michelangelo hakkında az bilinen ilginç detaylardan.
- Sanat tarihine resim ve heykel ustası olarak geçmiş olsa da Michelangelo aynı zamanda yüzlerce şiir yazmış ve dönemin entelektüel çevrelerinde edebi yönüyle de tanınan güçlü bir şair.
- Michelangelo’nun Rönesans’taki bir diğer büyük sanatçı Raphael ile rekabeti ise sık dile getirilmeyen bir diğer detay. Söylenenlere göre Raphael’in, Sistine Şapeli tavanı için Michelangelo’yu önermesinin ardında, başarısız olacağını düşünmesi yatıyordu. Ancak sonuç Michelangelo’nun resim yeteneğini sorgulayan Raphael’in beklediği gibi olmadı; Michelangelo, fresklerle sanattaki sınırlarını yeniden tanımladı.
- Başarısında neredeyse takıntı düzeyindeki çalışma disiplini de etkili. Onu tanıyanlar, Michelangelo’nun kendini tamamen işine verdiğini, durmadan çalıştığını ve çoğu zaman yanında kimseyi istemediğini anlatır. Yardımcı kullanmaktan kaçınması, hem mükemmeliyetçiliğine hem de dış dünyayla kurduğu mesafeli ilişkiyle bağlantılı.
- Anatomiye ilgisi, eserlerinde insan bedenini bu denli kusursuz yansıtabilmesinin temel nedenlerinden. Tıpkı Leonardo da Vinci gibi kadavra incelemeleri yapan Michelangelo, bu sayede kas yapısını, duruşu ve oranları yapıtlarına olağanüstü bir doğrulukla aktarabildi.
{36429}


