white banner
image

Yazı Boyutu:

Venedik’in büyüleyici kanallarında unutulmaz bir yolculuğa çıkın! Ulaşım, konaklama, gondol turları, gizli lezzet durakları ve en iyi gezi rotaları için pratik ipuçlarıyla dolu kapsamlı bir rehber hazırladık.

İtalya’nın kuzeydoğusunda, Adriyatik Denizi’nin suları üzerinde kurulu Venedik, dünyada eşi benzeri olmayan kanalları ve tarihi sokaklarıyla ziyaretçilerini büyüleyen bir şehir. Venedik seyahat rehberi ile, bu destinasyonu keşfetmenize yardımcı olacağız. Venedik’te gezilecek yerler, gondol turları ve şehrin sanatla yoğrulmuş atmosferi sayesinde zaman kavramını unutarak tarihin ve kültürün izinde şahane bir deneyim yaşayabilirsiniz.

Venedik Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Venedik’te gün batımında gondollar ve Santa Maria della Salute Bazilikası – Büyük Kanal manzarası
Venedik’te gondollar ve Santa Maria della Salute Bazilikası.

Hakkında en çok kitap yazılan, dergilerde sıkça bahsi geçen ve sürekli haberlere konu olan şehir Venedik… Sayısız blog ve gezi yazısında adı geçen, klasik Venedik rotaları çoktan çizilmiş durumda. Buna itirazım yok, yanlış da değil ama biraz eksik! O halde önce, Venedik’in tarihi ve bu büyüleyici şehrin nasıl oluştuğunu kısaca hatırlayalım.

Venedik’in Kısa Tarihi

La Serenissima Repubblica’ (En Huzurlu Cumhuriyet) olarak 7. ve 18. yüzyıllar arasında Akdeniz’e hükmetmeye çalışan, adalardan oluşan Venedik, ticareti genişletip halkını zenginleştirmeye; aynı zamanda sanat, ticaret, kültür ve eğlence merkezi hâline gelmeye uğraşan bir şehir devletiydi. Benzer amaçlarla hareket eden Osmanlı İmparatorluğu ile kimi zaman savaştı, kimi zaman dostane ilişkiler kurdu. Günümüzde ise hâlâ dünyanın en fazla ilgi gören rotalar arasında ilk sırada yer alıyor.

Şehrin cazibesini, yüzyıllarca farklı milletlerden tüccarları, elçileri ve seyyahları ağırlayarak oluşturduğu biliniyor. Aynı zamanda kendi halkını da farklı ülkelere ve kültürlere elçi olarak gönderdi. Doğu ile Batı arasında önemli bir ticaret köprüsü olurken sanata da büyük önem verdi. Önce Roma, ardından Bizans kültürü ve mimarisi; gotik, Rönesans ve barok etkileriyle harmanlandı. İstanbul’la kurduğu sıkı ilişkiler sayesinde kozmopolit bir kimliğe bürünen şehir, zamanla kendine özgü eklektik mimarisi ve kültürüyle öne çıkan önemli bir şehir hâline geldi.

İtalya haritası üzerinde kırmızı ile işaretlenmiş Veneto bölgesi ve Venedik’in konumu
Venedik’in İtalya haritasındaki konumu

Venedik, coğrafi olarak İtalya’nın Veneto bölgesinin başkenti. İtalya’yı dünya haritasında uzun bir çizme şeklinde gözünüzde canlandırırsanız, diz kapağının arkasına denk gelen yerde (yani ülkenin kuzeydoğusunda) Po ve Piave nehirlerine ev sahipliği yapan, Adriyatik Denizi’ne dökülen ve çoğunlukla bataklıktan oluşan bir Venedik lagünü göreceksiniz. Hâlâ tam olarak üzerinde uzlaşılamasa da, şehrin yaklaşık 118 adası, 170 kanalı ve 417 köprüsü olduğu biliniyor. Bu köprülerin 300’ü taştan, 60’ı demirden, 57’si ise ahşaptan yapılmış. Yaklaşık 72 köprü ise özel mülkiyet kapsamında.

Venedik’te akşamüstü manzarası – San Giorgio Maggiore Adası ve lagünde demirli gondollar
San Giorgio Maggiore Adası

Henry James, Venedik’e hayran kalmış, bir süre şehrin farklı bölgelerinde yaşamış ve bu kent üzerine kitaplar yazmış önemli yazarlardan. Ünlü yazar, Venedik’in, koridorlar ve salonlardan oluşan dev bir apartman dairesini andırdığını söyler. Bu tanıma katılmamak elde değil! Tabiri caizse, daha geniş koridorlar ve salonlar yaratmak için zamanla pek çok Venedik kanalı kapatılarak şehrin bugünkü görünümü şekillendirilmiş.

İtalyanca ve Venedik Dili

Venezia (Venetsiya), şehrin kendi dilindeki adı. İtalya’nın diğer tarihi şehir devletleri ve bölgeleri gibi Venedik’in de kendine özgü bir diyalektiği var. Öylesine karakteristik ki, pek çok ayrıntısında olduğu gibi mimarisi için bile kendine has bir “Venedik jargonu” oluşmuş. Örnek vermek gerekirse:

Calle-Calletta (Kalle-kalletta)

Venedik’in Castello bölgesindeki Via Garibaldi – renkli binalar ve açık hava kafeleriyle hareketli bir sokak
Venedik’in Castello bölgesindeki Via Garibaldi

Venedik dilindeki “calle”, İtalyanca’da “via”, Türkçede ise “sokak” anlamına gelir. Kimi doğaldır; adacıklar üzerinde var olan yollardır. Kimileri ise kanalların doldurulmasıyla elde edilen “rioterra” olarak bilinir. Peki hiç İtalyanca sokak adı yok mu? Var ama çok nadir! Tıpkı piazza gibi… “Sokak” anlamındaki strada da yalnızca bir tane. Strada Nova ise (İtalyanca: nuova) doğal değil, doldurulmuş bir kanal. Sadece iki adet via var: San Marco’daki lüks mağazaların sıralandığı Via 22 Marzo ve Castello’daki Via Garibaldi. En dar sokak anlamına gelen calletta ise yalnızca 53 cm genişliğe sahip.

Bir de salizada var; o da sokak! “E iyi de calle değil miydi o?” derseniz, arada fark var. Eskiden tüm sokaklar toprakken “kum taşı” anlamına gelen salizada (tekil hâli bu) kullanılırmış. Dışarıdan taşlar getirilip yollar kaplanınca bu değişimi vurgulamak için yeni bir adlandırma yapılmış. “Geçtiğin yolları calle deyip geçme, zira asfalttır (salizada) kendileri,” diye eklemişler. Üşenmeden değiştirdikleri “salizada” olurken, tembelliğe kurban gidenler hâlâ “calle” olarak kalmış. Yani, calle geniş de olabilir dar da, meydana da açılabilir meydancığa da; fakat iki sokak kesişiyorsa adı bir anda crosere oluverir.

Fontego

Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Fontego dei Tedeschi – tarihi han ve lüks alışveriş merkezi
Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Fontego dei Tedeschi, tarihi han ve lüks alışveriş merkezi.

Arapça “funduq” kelimesinden gelen, hem ticari alan hem de konaklama işlevi gören mekân bizdeki “han” kavramına karşılık gelir. İtalyanca karşılığı ise “fondaco”. Venedik’te bunlardan ikisi özellikle ünlü: Fontego dei Turchi (Türk Hanı – zamanında Osmanlı tüccarlarının kaldığı, bugün ise Doğa ve Tabiat Müzesi) ve Fontego dei Tedeschi.

Rialto Köprüsü’ne nazır konumda bulunan Fontego dei Tedeschi, mutlaka görülmesi gereken adreslerden. Günümüzde şehrin lüks koleksiyonlara sahip tek Venedik alışveriş merkezi olmasının yanı sıra, alt katında keyifli bir kafe-restoran var. En üst katındaki teras ise Venedik’in panoramik manzarasını ücretsiz izleyebileceğiniz, şehrin en büyük seyir noktası.

Campo

Venedik San Marco Meydanı’ndaki tarihi Caffe Florian’ın zarif iç mekânı – kırmızı kadife koltuklar ve altın yaldızlı duvar süslemeleri
Venedik San Marco Meydanı’ndaki tarihi Caffe Florian

İtalyanca’da “piazza” yani “meydan”, Venedik’te “campo” olarak adlandırılır. Şehirde yalnızca bir tane gerçek piazza var; o da ünlü San Marco Meydanı! Napoleon Bonaparte’ın bu meydan için söylediği şu söz meşhur: “Dünyanın en güzel dans pistidir ve yalnızca mavi gökyüzü onun çatısı olmaya layıktır.”

Meydanın incisi, 1720’den beri dünyanın en önemli misafirlerini ağırlayan Caffe Florian. Burada müzik eşliğinde bir kahve ya da kadeh prosecco ile kendinizi şımartabilirsiniz. Gideceğiniz mevsime ve meydanın güneş alma durumuna göre, tam karşısındaki Gran Caffe Quadri de öğle yemeği için listenize ekleyebileceğiniz keyifli bir durak. 1775’ten bu yana Stendhal, Wagner, Proust ve Woody Allen gibi pek çok ünlüyü ağırlayan bu tarihi kafe, Venedik’te gezilecek yerler listenize mutlaka girmeli.

Rialto

Venedik’in ünlü Rialto Köprüsü ve Büyük Kanal üzerinde gondol gezisi yapan turistler
Venedik’in ünlü Rialto Köprüsü

Büyük Kanal” olarak da bilinen Canal Grande üzerinde toplam dört büyük köprü var. Venedik bir şehir devletiyken, yalnızca Rialto Köprüsü’nün inşasına izin verilmiş; diğer geçişler için köprü yerine traghetto kullanılmış. Bugün hâlâ üzerinde birkaç aktif durak var ve gondolla kanalın karşı tarafına, genellikle 6–10 kişilik gruplarla geçilebiliyor. Şehrin en güzel sanat rotalarına kısa mesafede yer alan Accademia Köprüsü’ne yakın bir duraktan, Rialto veya Gritti’de bir mola verdikten sonra S. Maria del Giglio durağını kullanabilirsiniz.

Nissioetti

Venedik’teki sokak levhalarına, küçük dikdörtgen beyaz bir kireç harcının üzerine siyah harflerle yazılmış tabelalara bu ad verilir. Şehrin karmaşık sokaklarında yön bulmayı kolaylaştıran bu özgün tasarım, Venedik sokak tabelaları ve calle levhaları ile ilgili en dikkat çekici detaylardan biri.

Ruga ya da Rughetta

Ruga ya da Rughetta, Venedik’te “calle” ile benzer şekilde kullanılan bir terim. Farkı ise; bir yanında evler, diğer yanında ise dükkânların sıralandığı bir sokak tipini ifade etmesi. Bu özel yapı, Venedik sokak türleri ve alışveriş caddeleri hakkında merak edilen detaylardan biri.

Venedik’te dar bir kanal ve küçük taş köprü – renkli binalar arasında gondol manzarası

Sotoportego

Sotoportego, Venedik’te evlerin arasında yer alan köşeli tünellere verilen ad. Şehrin karakteristik geçitlerinden olan bu yapılar, dar sokaklardan kanallara açılırken Venedik’in özgün mimari dokusunu ve gizli geçitlerini keşfetmek isteyenler için ilgi çekici detaylardan biri.

Masegni (Mazenyi)

Masegni (ya da Mazenyi), Venedik lehçesinde bir tür taş anlamına gelir. İtalyan yazar ve mühendis Paolo Barbaro’nun şu sözü, bu şehrin tarihine ışık tutar:

Venedik’te gördüğün her şey bir yerlerden getirilmiş, ithal edilmiş, gizlice taşınmış ya da yağmalanmıştır.

Gerçekten de bir lagün gölünden ve eski bir bataklıktan oluşan bu şehir, Balkanlar’dan, Yunan adalarından ve (en değerlileri 1204’teki 4. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’dan getirilen) heykel ve taşlarla süslenmiş. Sözün özü, Venedik’te taş bulunmadığı için, zemin kaplamalarında kullanılan masegni taşları da hep dışarıdan getirilmiş.

Venedik’e Nasıl Gidilir?

Venedik’te Büyük Kanal boyunca sıralanan renkli tarihi binalar ve su yolunda ilerleyen gondol ile motorlu tekneler
Venedik’te Büyük Kanal

Venedik, bir adalar şehri ve Ponte della Libertà (Özgürlük Köprüsü) sayesinde anakaraya bağlanıyor. Bu nedenle şehre hem su yolu hem de kara yolu ile ulaşmak mümkün. Kara yolunun sona erdiği Piazzale Roma ve Tronchetto bölgelerinde araçlarınızı bırakabileceğiniz ücretli otoparklar var. Buradan doğrudan tekne veya deniz taksileriyle konaklayacağınız noktaya ulaşabilirsiniz.

Şehrin işlek bir Venedik Marco Polo Havalimanı var. Havalimanından merkeze water taxi ile yaklaşık 25 dakikada sudan, ya da kara yoluyla ulaşabilirsiniz. Konaklayacağınız bölgeye göre rota ve araç seçeneğinizi planlayabilirsiniz.

Dünyanın pek çok yerinden Venedik’e direkt uçuşlar var. İstanbul’dan yaklaşık 2 saat 20 dakikalık bir uçuşla şehre ulaşmak mümkün. Ayrıca Milano’dan ortalama her yarım saatte bir kalkan hızlı trenler, yaklaşık 2,5 saatte Venedik Santa Lucia Tren Garı’na ulaşıyor. Venedik’e gitme planları yapmaya başladıysanız, uçak biletinizi şimdiden almayı unutmayın!

Venedik’te ulaşımı kolaylaştırmak isterseniz, Vaporetto Pass ile şehir içi toplu taşımayı ve havalimanı transferini kullanabilir, Marco Polo Havalimanı’na şehir merkezinden su taksisi ile keyifli bir yolculuk yapabilir veya tek yön otobüs ile hızlı ve konforlu bir şekilde havalimanına ulaşabilirsiniz.

Venedik’e Ne Zaman Gidilir?

Venedik Karnavalı’nda maskeli ve gösterişli beyaz kostümler giymiş iki katılımcı – San Giorgio Maggiore manzarası
Venedik Karnavalı

Söz konusu Venedik olunca, mevsimden çok gidilecek tarih önem kazanıyor! Nisan sonunda düzenlenen Venedik Bienali’nin açılış haftası, şubat ayında gerçekleşen Venedik Karnavalı ve eylül başındaki Venedik Film Festivali, şehrin en kalabalık olduğu dönemler.

Ayrıca Regata Storica (kürek yarışları) ve temmuz ayında kutlanan, şehrin en önemli dini bayramlarından Festa del Redentore sırasında da nüfus yoğunluğu artıyor. Bu popüler etkinlikler için gelmeyi planlıyorsanız, restoran rezervasyonlarını da çok önceden yapmakta fayda var.

Venedik’i gezmek için en uygun aylar, havanın ılık, yağışsız ve sergi seçeneklerinin bol olduğu nisan, mayıs ve ekim ayları. Şehrin kendine has mimarisini, sessizliğini ve sisler altındaki yansımalarını turist kalabalığı olmadan görmek istiyorsanız; aralık, ocak ve mart ayları da keyifli bir tercih olabilir.

Venedik’te Otel Önerileri

The Gritti Palace

Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki The Gritti Palace oteli – tarihi saraydan dönüştürülmüş lüks konaklama tesisi
The Gritti Palace

The Gritti Palace, zamanında İstanbul hayranı olan köklü bir ailenin eski sarayı. Bugün şehrin en prestijli otellerinden biri olarak hizmet veriyor. Konaklama için uygun tarih bulamasanız bile, en azından bir akşam yemeği ya da şık bir kokteyl için uğramanız gereken adreslerden.

Venedik’te The St. Regis Venice otelinin balkonundan Büyük Kanal ve Santa Maria della Salute Bazilikası manzarası
The St. Regis Venice
Lüks alışverişin tam kalbinde yer alan The St. Regis Venice, Bauer Otel’in restorasyon sürecine girmesinin ardından şehrin en gözde otellerinden biri hâline geldi. Süit odaları, kanal kenarındaki kahvaltı alanı ve bar salonu misafirlerine unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Venedik’te lüks konaklama ve zarif bir atmosfer arayanlar için listenin başında yer almalı.
Venedik’te Nolinski Venezia otelinin terasından San Marco Meydanı ve çan kulesi manzarası
Nolinski
The St. Regis Venice’in karşısında, ancak kanal üzerinde olmayan ve San Marco Meydanı’na 2 dakikalık mesafede yer alan şehrin lüks oteli Nolinski Venezia… Modern tasarımı, seçkin hizmet anlayışı ve merkezi konumuyla, Venedik’te lüks konaklama arayanlar için gözde bir seçenek.
Venedik’te Ca’ di Dio otelinin şık ve modern lounge alanı – sütunlar ve zarif oturma grupları
Ca’di Dio
Ca’ di Dio, Venedik’in en yeni 5 yıldızlı otellerinden biri. Tarihi önemiyle öne çıkan bu zarif otel, konumuyla Venedik Bienali için gelenlere hitap ediyor. Sade, rafine tasarımı ve seçkin hizmet anlayışıyla Venedik’te lüks konaklama arayanlar için ideal bir seçenek.
Venedik’te Ca’ di Dio otelinin modern banyo tasarımı – altın ahtapot motifi ve şık detaylar
Starhotels Splendid
Starhotels Splendid Venice, şehrin kalbinde, Rialto Köprüsü ile San Marco Meydanı arasında yer alan 4 yıldızlı bir otel. Bütçeyi yormayan fiyatları, temiz odaları ve merkezi konumuyla, konforlu ve ulaşımı kolay bir konaklama arayanlar için ideal.

Venedik’te Ne Yemeli?

“Venedik’te bir bacaro barında servis edilen cicchetti – küçük ekmek üstü atıştırmalıklar
Venedik’te bir bacaro barında servis edilen cicchetti

Venedik mutfağı, şehrin görkemli ve çok sesli tarihinin izlerini taşıyor. Balık ve deniz ürünleri ağırlıklı olsa da, et yemekleri ve hamur işlerinin de hakkını veriyorlar.

Öncelikle, İspanya’nın “tapas” kültürüne benzeyen ama Venedik’e özgü olan cicchetti’lerden söz etmek gerek. Öğle ve akşam yemeklerinden önce, bir kadeh içeceğin yanında sunulan bu küçük ekmek üstü atıştırmalıkları denemelisiniz. İtalya’da içki yanında cicchetti servis eden ufak mekânlara bacaro ya da taverna deniyor. Her bölgede bulunsa da en iyilerini Rialto çevresinde, Dorsoduro’daki Accademia civarında ve Cannaregio bölgesindeki Fondamenta de la Misericordia hattında keşfedebilirsiniz.

Venedik’i keşfederken lezzet dolu deneyimler yaşamak isterseniz seçenekler çok:

Venedik’te Restoran Önerileri

Venedik’te The Gritti Palace otelinin Club Del Doge Restaurant’ında kanal manzaralı kokteyl ve atıştırmalıklar

Düşünülenin aksine, Venedik’te restoran seçenekleri fazla. Ancak dikkat edilmesi gereken en önemli konu, rezervasyon ve restoranların kapalı günleri. Mekânlar küçük ve talep yoğun olduğu için, seyahatinizi aylar önce planlamış olsanız da mutlaka restoranlar için de önceden rezervasyon yapmanızı öneririm.

Fine dining ve kanal manzaralı bir yer tercih ederseniz, The Gritti Palace otelindeki Club Del Doge Restaurant harika bir seçim. Kanal manzarası ya da konum sizin için öncelik değilse; daha yerel ve sakin bir atmosfer arıyorsanız, turist kalabalıklarından uzak Mara ve Maurizio Martin’in klasik İtalyan yemeklerini sezonun taze ürünleriyle daha hafif ve modern bir tarzda sunduğu Da Fiore, ayrıca Rialto yakınlarındaki L’Osteria Santa Marina beklentinizi fazlasıyla karşılar.

Venedik’te Trattoria Antiche Carampane restoranının duvarları aynalarla süslenmiş şık iç mekânı
Trattoria Antiche Carampane

Yerel ve leziz balık ürünleri denemek isteyenler için, Rialto bölgesinde bir aile işletmesi olan ve Hollywood’dan birçok yıldızın favorisi hâline gelen Trattoria Antiche Carampane mutlaka listenize eklenmeli. Restoranın sahiplerinden Francesco ile bu tatlı, küçük mekân üzerine, hatta İstanbul hakkında keyifli bir sohbet etmenizi de öneririm.

Günlük olarak taze balık ve deniz ürünlerinden menü hazırlayan, yalnızca 9 masası bulunan Osteria alle Testiere, San Marco’ya yakın ara bir noktada yer alıyor. Bienalin açılış haftası veya Venedik Film Festivali sırasında bu 9 masanın dünya yıldızları ve sanatçılarla dolu olmasına hiç şaşırmayın.

Ayrıca Arsenal (Venedik Tersanesi) yakınlarında konumlanan aile işletmesi Al Covo Restaurant, lokal lezzetleri denemek için uğrayabileceğiniz bir diğer şık seçenek.

Venedik’te Ristorante AcquaPazza’nın sakin meydandaki açık hava oturma alanı
Ristorante AcquaPazza

“Balık güzel ama biraz da pizza, makarna olsun; sakin bir meydanda oturup yemeğimi yerken çevreyi ve gelen geçenleri izlemek istiyorum” diyorsanız, Venedik’te yaşayan Amalfi asıllı bir ailenin işlettiği, menüsünde Amalfi’den gelen malzemelere yer veren Ristorante AcquaPazza’yı deneyebilirsiniz. Mekân, San Marco Meydanı’na sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesinde.

Bu popüler mekânları denediyseniz ve farklı bir gurme deneyim arıyorsanız, şehrin seçkin adreslerinden Ristorante Wisteria Dama ya da Bistrot de Venise’i listenize ekleyebilirsiniz.

Daha özel ve Michelin yıldızlı bir restoran tercih etmek isterseniz, renkli evleriyle ünlü Burano Adası’na köprüyle bağlı Mazzorbo’daki Ristorante Venissa, adanın yeşillikleri içinde, kendi minik bağıyla keyifli bir atmosfer sunuyor.

Venedik’te Görülecek Yerler

San Marco Bazilikası

Venedik’te San Marco Bazilikası’nın dış cephesi ve meydandaki kalabalık – mozaiklerle süslü tarihi yapı
Venedik’te San Marco Bazilikası

İstanbul için Ayasofya neyse, Venedik için de San Marco Bazilikası odur. Bir ibadet yeri olmanın ötesinde, hakkında saatlerce konuşulabilecek kadar önemli bir tarihi mekân! Dört İncil yazarından biri olan Aziz Marco’nun kutsal emanetlerinin korunduğu bu kilisenin uzun kuyruğu gözünüzü korkutmasın; mutlaka gezilecek yerler listenizde olsun.

Ziyaretiniz sırasında, İstanbul’daki sanatçılar tarafından 976 yılında yapılmış ve yaklaşık 2 bin değerli taşla süslenmiş olan Altar’ın arkasındaki ünlü Pala d’Oro (Altın Sunak)’ı mutlaka görün. Ayrıca, 1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’daki At Meydanı’ndan getirilen dört bronz atın orijinallerini incelemeden ayrılmayın.

Bir de bazilikanın terasından San Marco Meydanı’nın manzarasını izlemeyi unutmayın. Kiliseye giriş ücretli, ancak sıra çok uzunsa küçük bir ek ücret ödeyerek skip-the-line (kuyruğu atlama) seçeneğini değerlendirebilirsiniz.

Venedik’i keşfederken tarih ve sanat dolu deneyimler yaşamak isterseniz:

Palazzo Ducale (Dükler Sarayı)

Venedik’te San Marco Meydanı yanında yer alan Palazzo Ducale – Dükler Sarayı’nın Büyük Kanal’dan görünümü
Venedik’te San Marco Meydanı yanında yer alan Palazzo Ducale – Dükler Sarayı

San Marco Bazilikası’nın yanında yer alan, eski Venedik’i (Serenissima) yöneten Doge’ların (Türkçede “doj, doce, düka, dük” olarak da anılır) yaşadığı Palazzo Ducale (Dükler Sarayı), Venedik’in en etkileyici yapılarından biri. Sarayın içinde, 1309-1424 yılları arasında yapılmış olağanüstü sanat eserleri var. Daha önce aynı yerde bulunan bir kalenin üzerine inşa edilen bu yapı, 1574’teki büyük bir yangında ağır hasar gördü; ardından gotik mimariyi yansıtan özgün tasarımıyla yeniden inşa edildi.

Sanat tutkunları için ayrıca not: Ünlü sanatçı Anselm Kiefer, bu yangına atıfta bulunan etkileyici bir sergiyi 2022’de Palazzo Ducale salonlarında gerçekleştirmişti.

Venedik’i keşfederken tarih ve sanat dolu deneyimler yaşamak isterseniz:

Dükler Sarayı’nı gezerken, Doj’ların taç giyme törenlerinin yapıldığı Devler Merdiveni (Scala dei Giganti)’nde yer alan Mars ve Neptün heykellerini mutlaka inceleyin. Sarayın içinde, Doj’ların yaşadığı bölümlerdeki odalarda bulunan tahta oymalar ve altın varaklı süslemeler kadar, İtalyan ressam Jacopo Bassano’nun Kenan Topraklarına Dönen Yakup ve Paolo Veronese’nin Europa’nın Kaçırılışı adlı görkemli tablolarını da görmeden ayrılmayın.

Venedik’te Palazzo Ducale içindeki Sala delle Quattro Porte salonu – tavan süslemeleri ve duvarlardaki tablolar
Sala dele Quatro Porte

Altın Merdiven (Scala d’Oro)’dan yukarı çıktığınızda, tavanı İncil’den sahnelerle süslenmiş olan Dört Kapılı Oda (Sala delle Quattro Porte)’ya ulaşırsınız. Ardından, Büyük Konsey Odası (Sala del Maggior Consiglio)’nda, Tintoretto tarafından yapılmış ve dünyanın en büyük yağlı boya tablosu kabul edilen ünlü Cennet eserini görebilirsiniz.

Düka tahtının üzerinde ise Veronese’nin, Türklere karşı kazanılan İnebahtı Savaşı zaferi için Hz. İsa’ya teşekkür eden komutan Sebastian Venier’i tasvir ettiği tablo yer alıyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Venedik’in İstanbul ile bağlantısı çok güçlü. Sarayın duvarlarında Osmanlı bayrağını görmek sizi şaşırtmasın!

Gallerie Dell’Accademia (Akademi Galerisi)

Venedik’te Gallerie dell’Accademia müzesinin sergi salonu – altın yaldızlı panolar ve tarihi tablolar
Venedik’te Gallerie dell’Accademia müzesinin sergi salonu

Tarihiyle öne çıkan Accademia Galerisi, 1750’de Venedik Senatosu tarafından şehrin güzel sanatlar okulu olarak açıldı. Binada uzun yıllar ressamlık, heykeltıraşlık ve mimarlık eğitimi verildi. Önceki yapının dönüştürülme amacı, Venedik’i Avrupa’nın önemli sanat merkezlerinden biri hâline getirmekti.

Şehri adeta “ters S” şeklinde ikiye bölen Büyük Kanal üzerindeki dört ünlü köprüden, en eski ikinci köprü olan Ponte dell’Accademia’nın yanında bulunan bu müze, 1817’den beri halka açık koleksiyonları sergiliyor. Gallerie dell’Accademia, Giorgione, Giovanni Bellini, Vittore Carpaccio, Veronese, Tintoretto ve Tiziano gibi Venedik Rönesansı’nın en önemli sanatçılarının eserlerine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Hollandalı Rönesans ustası Hieronymus Bosch ve Leonardo da Vinci’nin ünlü “Vitruvius Adamı” çizimi de burada görülebilir.

Son yıllarda Accademia Galerisi, bienale paralel olarak çağdaş sanatçıları da ağırlayarak koleksiyonunu zenginleştiriyor.

Ca’ D’oro

Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Ca’ d’Oro (Altın Ev) – Gotik mimarisiyle dikkat çeken tarihi saray
Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Ca’ d’Oro (Altın Ev)

Çevirisi “Altın Ev” olan Ca’ d’Oro, her ne kadar eski ihtişamına atıfta bulunan adını korusa da, bende hep Fransızca j’adore (hayranlık uyandırıcı) kelimesini çağrıştırıyor. Bu tamamen benim yorumum; çünkü her defasında hayranlıkla bakıyorum. En özel halılara bile meydan okuyacak güzellikteki yer mozaikleri, ev sahipliği yaptığı kalıcı eserler koleksiyonu ve geçici sergileriyle Venedik’te mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.

Oraya kadar gitmişken, hemen yakınındaki The Venice Venice Hotel’in terasında bir şeyler içmeyi de ihmal etmeyin; kanala karşı keyifli bir mola için harika bir nokta.

Scuola Grande Di San Rocco

Venedik’te Scuola Grande di San Rocco’nun görkemli salonu – Tintoretto’nun tablolarıyla süslü tavan ve duvarlar

Scuola Grande di San Rocco, Venedik’in en gösterişli yapılarından biri ve şehir için adeta “Sistina Şapeli” niteliğinde. Dönemin en önemli altı büyük scuole’sinden (çoğunlukla laik olup dini eğitimi de kapsayan, mesleki kurslar veren kurumlar) günümüzde sadece dördü hâlâ aktif.

1478’de, Venedik’in varlıklı aileleri tarafından şehri iki kez kuşatan veba salgınından korunmak amacıyla yapımına başlanan bina, 1560 yılında tamamlandı Adını, vebayla mücadele eden Aziz Rocco’dan alan bu yapı, hem cephesi hem de ince detaylarla süslenmiş salon ve odalarıyla büyüleyici bir ihtişama sahip.

1564’te dekoratif çalışmalar için görevlendirilen ünlü İtalyan ressam Jacopo Tintoretto, 23 yılını Scuola Grande di San Rocco’ya adadı ve her odasını başyapıtlarıyla bezedi. Mekânda, sanatçının 50’den fazla eseri var; duvarlar ve tavanlar olağanüstü resimlerle kaplı. Üst kattaki “İsa’nın Çarmıha Gerilişi” isimli, tüm duvarı kaplayan tablo özellikle etkileyici.

Bu ihtişamlı mekân, Venedik hayranı yönetmen Woody Allen’ın Everyone Says I Love You filminde de Julia Roberts ile Allen’ın Tintoretto hayranlığını konuştukları sahnede karşımıza çıkar. Gelenekler burada da sürdürüldü; 2020’de pandemi kapanmaları sona erdiğinde, Scuola Grande di San Rocco’nun ilk açılan yerlerden biri olması ve şükran ayini düzenlenmesi, bu kente ve köklü değerlerine olan bağlılığı bir kez daha gösterdi.

Punta della Dogana (Çağdaş Sanat Merkezi)

Venedik’te Punta della Dogana ve Santa Maria della Salute Bazilikası – Büyük Kanal ve Giudecca Kanalı manzarası

Punta della Dogana, çağdaş sanatla ilgilenen Venedik ziyaretçilerinin mutlaka görmesi gereken mekânlardan. Bienale paralel sergilere ev sahipliği yapan bu özel yapı, 1678-1682 yılları arasında Büyük Kanal (Canal Grande) ile Giudecca Kanalı’nı ayıran üçgen bir alanda inşa edilmiş eski bir gümrük binası.

Ünlü Fransız sanat koleksiyoneri ve iş insanı François Pinault tarafından restore edilen Punta della Dogana, Pritzker Mimarlık Ödülü sahibi ünlü Japon mimar Tadao Ando’nun dokunuşuyla çağdaş bir sanat galerisine dönüştü.

Aynı kurum bünyesindeki Palazzo Grassi ile birlikte, tek bilet alarak iki yapıyı da ziyaret edebilirsiniz. Her yıl önemli sanatçıların eserlerini ağırlayan bu merkezlerin güncel sergilerini resmi sitelerinden takip edebilirsiniz. Ayrıca her iki mekânda da dinlenip keyifli bir mola verebileceğiniz küçük restoran ve kafeler var.

Bu etkileyici sanat mekânını yakından keşfetmek isterseniz, Punta della Dogana için giriş biletinizi alarak rehberli bir turla koleksiyonları inceleyebilir, sergi salonlarında kendi temponuzda gezebilir ya da özel etkinlik ve küratör buluşmalarına katılabilirsiniz.

Peggy Guggenheim Müzesi

Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Peggy Guggenheim Koleksiyonu – modern ve çağdaş sanat müzesi
Venedik’te Büyük Kanal kıyısındaki Peggy Guggenheim Müzesi

Peggy Guggenheim Müzesi, modern ve çağdaş sanat tutkunlarının Venedik’te mutlaka ziyaret etmesi gereken adreslerden biri. Şimdilik New York, Bilbao, Abu Dabi ve Venedik’te yer alan ünlü Guggenheim kurumları arasında belki de en özel ve en kişisel olanı.

Sanat dünyasının fütürizm, sürrealizm ve soyut ekspresyonizm gibi akımlarına yön veren isimlerin eserlerini barındıran kalıcı koleksiyonda; Max Ernst, Jackson Pollock, Salvador Dalí, Pablo Picasso, Georges Braque, Vasily Kandinsky ve Alberto Giacometti gibi pek çok önemli sanatçının yapıtlarını görebilirsiniz.

Bu eşsiz sanat koleksiyonunu yakından keşfetmek isterseniz, Peggy Guggenheim Koleksiyonu için hızlı geçiş biletinizi alarak rehberli bir turla eserlerin hikâyelerini dinleyebilir, müzeyi kendi temponuzda gezebilir ya da özel sergi ve atölye programlarına katılabilirsiniz.

Ghetto

Venedik Ghetto Meydanı – Tarihi sinagogları ve otantik atmosferiyle Cannaregio bölgesinde yer alan, Musevi kültürünün izlerini taşıyan meydan.”
Venedik Ghetto Meydanı

Venedik’te bugün “ghetto” kelimesi dezavantajlı toplulukların yaşadığı kent içi bölgeler için kullanılsa da, aslında Venedik diyalektinde “dökümevi” anlamına geliyor. 1516’da alınan bir kararla, Musevilerin şehrin politik merkezine en uzak noktasında, eski top döküm atölyelerinin bulunduğu bölgede yaşamalarına izin verildi.

Venedik’in en eski sinagogu ve kosher restoranları da bu bölgede yer alıyor. 2022’de sanatçı Anish Kapoor, eski Ghetto’nun karşısındaki bir sarayda açtığı sergiyle bu tarihi alana yeniden dikkat çekmişti. Bence Ghetto, Venedik’in en özel ve otantik noktalarından biri. Burada keyifli bir öğle yürüyüşü yapabilir, ardından Cannaregio bölgesindeki kafelerde aperitif molası verebilirsiniz.

Yakınlarında, Tintoretto’nun eserlerine ve mezarına ev sahipliği yapan Madonna dell’Orto Kilisesi var. Venedik’in önde gelen dört ailesinin mezarları ve etkileyici mimarisiyle bu kilise de listenize eklenmeli.

Venedik’in tarihini yakından keşfetmek isterseniz:

Venedik Karnavalı

Venedik Karnavalı’nda kırmızı ve altın süslemeli kostüm giymiş, maskeli bir katılımcı tarihi bir yapının balkonunda poz veriyor.

Venedik’te her yıl belli dönemlerde hayat adeta maske ve kostümlerle donanıyor. Dünyanın en ünlü karnavallarından biri olarak kabul edilen Venedik Karnavalı, tarih boyunca halkın yaratıcılığını ve toplumsal hareketliliğini yansıtan bir gelenek. Zamanla bulunduğu toplum ve bütçeye göre değişse de, hâlâ şehrin ruhuna ait en renkli etkinliklerden biri. Özellikle karnaval haftasında Venedik’e gelen ziyaretçilerin sayısı bir hayli artıyor; maskeler, kostümler ve balolarla şehir bambaşka bir atmosfere bürünüyor.

Venedik Karnavalı’nu unutulmaz kılmak isterseniz:

Venedik Karnavalı Tarihi

Venedik Karnavalı hakkında pek çok şey yazılıp çizilse de kesin bir başlangıç tarihi yok. Dünya çapında ün kazanan bu gösterişli festivale dair bilinen ilk belge, Dük Vitale Falier dönemine ait 1094 tarihli bir kayıt. Aslında Venedik Karnavalı, Hristiyanlık inancında Büyük Perhiz (La Quaresima) öncesinde halkın doyasıya eğlendiği renkli bir bayram. Büyük Perhiz, özellikle Katolik ve Ortodoks mezheplerinde, Paskalya’ya kadar süren 40 günlük dönemde et tüketmeden, günde tek öğünle sürdürülen bir oruç uygulaması.

1296 yılı ise karnavalın resmi olarak halk tatiline dönüşmesinin miladı. Venedik Cumhuriyeti (La Serenissima) Senatosu, o yıl aldığı kararla perhizden önceki son günü resmî tatil ilan etti. Böylece karnaval, Venedikliler ve yabancılar için her yıl beklenen bir şölene dönüştü.

Tarihi kayıtlara göre bir zamanlar Ekim’in ilk pazarında başlayıp Epifani (6 Ocak) döneminde yoğunlaşan karnaval, perhizden önce zirveye ulaşırdı. O günlerde meydanlarda akrobatlar, müzisyenler, kestane ve tatlı satıcıları toplanır, herkes müzik eşliğinde dans ederdi. Özellikle maskelerin kullanılmaya başlanmasıyla Venedik Karnavalı, kimlik, sınıf, ırk veya din farkı olmadan gece gündüz süren eşsiz bir eğlenceye dönüştü. Ta ki 1797’de Napolyon önderliğindeki Fransızlar Venedik Cumhuriyeti’ni işgal edene kadar…

Venedik Karnavalı’nda kullanılan, tüylerle süslenmiş beyaz ve altın tonlarında geleneksel maske detay çekimi.

1260 ile 1797 yılları arasında Venedik Karnavalı’na dair farklı kurallar kondu; kısıtlamalar ve değişimler yasalarla ilan edildi. Ancak işgalci Fransızların, ardından Avusturyalıların Venedik Karnavalı etkinliklerini iptal etmeleri, Venediklilerin geleneklerini sürdürmelerine izin vermemeleri ve kutlamalara olumsuz yaklaşmaları nedeniyle bu renkli festival görkemini yavaş yavaş kaybetti. Çok uzun yıllar, özellikle Burano Adası ve birkaç küçük ada dışında karnaval neredeyse hiç kutlanmadı.

Peki, Venedik Karnavalı nasıl oldu da yeniden dünya çapında ün kazandı? 1970’li yıllarda bir grup Venedikli ve bazı dernekler, şehrin kalkınmasına katkı sağlamak için bu ünlü karnavalı yeniden canlandırmaya karar verdi. 1979 yılı için hazırlanan kapsamlı ve tüm halkı içine alan program büyük yankı uyandırdı. Gösteriler, maskeli balolar ve tarihi kostümlerle dolu etkinlikler kısa sürede medyanın ilgisini çekti; güçlü sponsorlar, televizyon yayınları ve reklamlar sayesinde Venedik Karnavalı, Avrupa’nın en prestijli kültürel etkinliklerinden biri olarak yeniden sahneye çıktı.

Venedik’te Gondol Deneyimi

Venedik’in en ikonik ve romantik deneyimlerinden biri şüphesiz gondol turu. Şehrin büyüleyici kanallarında süzülürken hem tarihi Venedik köprülerini hem de Rönesans ve Gotik yapıları su üzerinden keşfedebilir, gondolcuların ustalığını yakından gözlemleyebilirsiniz. İster klasik Venedik gondol turu ile sessiz kanallarda gezip isteğe bağlı rehber eşliğinde şehrin tarihini dinleyin, ister Bridge of Sighs (Ahlar Köprüsü) ve St. Mark’s Basin (Aziz Mark Meydanı Havzası) rotasıyla Venedik’in simgesel noktalarını su üzerinden deneyimleyin. Daha özel bir seçenek arıyorsanız, Büyük Kanal’da gondol serenadı ile romantik bir atmosferde canlı müzik eşliğinde gezintinin keyfini çıkarabilirsiniz.

Venedik Karnavalı’nda Neler Oluyor?

Venedik Karnavalı’nda maskeli baloya katılan iki kişi, barok tarzı süslemelerle bezenmiş mor ve siyah kostümleri ve beyaz maskeleriyle tarihi bir yapının önünde poz veriyor.

Bu yıl 14 Şubat – 4 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Venedik Karnavalı, ziyaretçilerine her gün farklı etkinlikler sunuyor. Her yıl belirlenen yeni bir tema kapsamında düzenlenen maskeli balolar, kostüm yarışmaları ve sahne gösterileri, karnavala renk katıyor. Program ve tarihler, genellikle Paskalya bayramı öncesine denk geldiğinden dini takvime göre değişebiliyor. Genel olarak Ocak, Şubat ve Mart ayları arasında organize edilen etkinlikleri kaçırmamak için Venedik Karnavalı’nın resmi web sitesini düzenli olarak takip etmek, güncel tarihleri ve program detaylarını öğrenmek açısından önemli.

Venedik Karnvalı’nda Öne Çıkan Günler

Venedik Karnavalı’nın gözdesi; Türk’ün uçuşu!

Venedik Karnavalı’nda, San Marco Meydanı yakınlarında bankta oturan, kırmızı işlemeli tarihi kostüm giymiş ve üç köşeli şapka takan bir adam, kalabalığı izliyor.

1500’lerin ortalarında, Türk bir akrobat Dükler Sarayı’nın önünden San Marco Çan Kulesi’ne bir halat gerer ve bu halat üzerinde dengede yürüyerek Venediklileri büyüler. Bu gösteri, karnaval geleneğine “Svolo del Turco” (Türk’ün Uçuşu) adıyla dâhil edilir. Yıllar içinde daha da gösterişli hâle gelen etkinlik, talihsiz bir kazanın ardından “Il Volo dell’Angelo” yani Meleğin Uçuşu olarak anılmaya başlar. Günümüzde her yıl, Festa Delle Marie etkinliğinde birinci seçilen evlenmemiş genç hanımefendi, bir sonraki karnavalda “uçan melek” olma onuruna kavuşuyor.

Venedik Karnavalı’nın resmi açılış gecesi, Rio Del Cannaregio’da gerçekleşir ve ardından her güne farklı maskeli balolar, sahne gösterileri ve kostüm yarışmaları eklenir. Asıl karnaval ise, Festa Delle Marie ve Meleğin Uçuşu etkinliklerinin yapıldığı hafta sonuna damga vurur. Perhizden önceki son Perşembe olan Giovedì Grasso ve karnavalın bitiş günü olan son Salı, yani Martedì Grasso, festivalin en coşkulu ve çılgın günleri olarak bilinir.

Venedik Karnavalı’nın Yazılı Olmayan Kuralları

Venedik Karnavalı’nda beyaz maske takan, mavi tonlarında gösterişli kostümü ve elinde bastonuyla poz veren bir katılımcı, tarihi bir binanın önünde duruyor.

Karnaval (Il Carnevale) aslında Latince kökenli “Carnem Levare”, yani “eti bırakmak” anlamına gelir. Venedik Karnavalı, perhiz dönemine girmeden önce bolca yiyip içerek, maskeli balolarla ve eğlenceli etkinliklerle kutlanan bir gelenek. Kelime anlamıyla “Yağlı Perşembe” demek olan Giovedì Grasso, bir savaş zaferinin bu tarihte kutlanması ve bolca etli, yağlı yemekler yenmesiyle bu ismi aldı. Martedì Grasso ise perhiz öncesi son gün olup Fransızların “Mardi Gras” geleneğiyle bağlantılı.

Karnavalın ruhu maskelerde: gizlilik esas, cinsiyet, statü ve ırk maskelerin ardında kayboluyor. Eğlencenin yanı sıra Venedik Karnavalı aynı zamanda bir sanat; mekân, müzik, kostüm ve maskeler şehrin tarihî dokusuyla birleşerek büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. San Marco Meydanı’nda kurulan platformda her gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki kez en güzel kostüm ve maske yarışmaları düzenleniyor.

Festivalin son hafta sonu en yoğun dönem. Özellikle Veneto ve Venedik halkı, Arsenale ve Rialto çevresinde düzenlenen partilerde doyasıya eğleniyor. Fotoğraf ve kostüm tutkunları ise sabahın erken saatlerinde, hatta bazen gün doğarken San Marco Meydanı ve Dükler Sarayı önünde renkli kareler yakalamak için hazır oluyor. Beğendiğiniz kostümlü bir karakterle fotoğraf çektirebilirsiniz; bu gelenekten hoşlanırlar.

Zamanı unutturan maskeli balolar karnavalın vazgeçilmezi. Katılım için maskeli ve kostümlü olmak, ayrıca yüksek fiyatlı biletleri önceden almak gerek. Resmi sitede kostüm kiralayabileceğiniz atölyeler için öneriler var.

Karnaval süresince, Arsenale’deki prestijli Bienal sergisi, kısa süreliğine büyüleyici ışık gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Ca’ Rezzonico Müzesi, ünlü karnaval eserleriyle birlikte ihtişamlı bir Venedik sarayını keşfetmek isteyenler için harika bir tercih. (Alternatifler arasında Casa di Carlo Goldoni, Museo Mocenigo, Palazzo Fortuny ve Museo Correr yer alır.)

İster ailenizle ister arkadaş grubunuzla, bir Venedik maske yapım atölyesine katılmak unutulmaz bir deneyim olabilir. Maskeli baloya katılmadan önce farklı dönemlerin atmosferine ışınlanmak isterseniz Hotel Danieli veya Caffè Florian’u ziyaret edebilirsiniz.

Karnavalın en şaşırtıcı yanlarından biri, hiç beklemediğiniz bir ara sokakta ya da meydanda maskeli ve kostümlü gruplara rastlamak. Ancak yoğun kalabalık ve artan kapkaç riskine karşı değerli eşyalarınızı üzerinizde taşımamak, minik fermuarlı bir çantayla dolaşmak güvenli bir seçim olur.

Venedik Karnavalı Tatlıları

Karnavala özel olarak hazırlanan lezzetli Venedik tatlıları var. Bunların başında “frittelle” ve “galani” geliyor. Lokma tatlısını andıran frittelle, kızartılmış hamurun içine kuş üzümü, badem, çam fıstığı, krem şanti veya zabaione (Venedik’e özgü geleneksel krema) gibi malzemelerle doldurularak hazırlanıyor. Özellikle Venedik Karnavalı tatlıları arasında en çok tercih edilenlerden biri ve şehrin sokaklarında, pastanelerinde bolca bulunuyor.

Venedik Karnavalı Maskeleri

Venedik Karnavalı denilince üzerinde en çok konuşulan ve farklı efsanelere konu olan öğelerden biri elbette ki maskeler. En yaygın hikâyelerden biri, ilk veba salgınları sırasında doktorların hastalardan enfeksiyon kapmamak amacıyla kullandığı, uzun gagalı “Medico della Peste” yani veba doktoru maskesi. Diğer bir rivayete göre, vebadan dolayı yüzü yaralar içinde kalan halk, kimliğini ve yaralarını gizlemek için maskelere yönelmiş. Zamanla, kimliği saklamanın verdiği özgürlük duygusu, özellikle zengin ve soyluların yılın belli bir döneminde diledikleri gibi hareket etmesini sağladığı için maskeler eğlencenin simgesine dönüşmüş.

Venedik maskeleri, temelde iki kategoriye ayrılır: Commedia dell’Arte (komedi sanatı) ve Carnevale (karnaval) maskeleri. Bu kategorilerde sekizer olmak üzere toplam 16 klasik model var. Karnaval sırasında en yaygın kullanılan maskeler:

  • Medico della Peste (Veba Doktoru Maskesi): Uzun burunlu tasarımıyla ikonik hale geldi.
  • Colombina: Yüzü zarif şekilde ortaya çıkaran ve güzelliği vurguladığına inanılan maske.
  • Jester: Orta Çağ’dan gelen, renkli ve eğlenceli bir palyaço maskesi.
  • Pulcinella: Napoli’nin sembollerinden olan, tembel ve aylak hizmetçiyi temsil eden karakter maskesi.

Venedik Karnavalı’nda Nelere Dikkat Edilmeli?

Rezervasyonlar ve bilet satışları dikkate alındığında, Venedik Karnavalı döneminde şehre yaklaşık 1 milyon turist geliyor. En yoğun günler hafta sonları ile Giovedì Grasso ve Martedì Grasso olarak bilinen özel günler. Düşünün ki yalnızca Meleğin Uçuşu (Il Volo dell’Angelo) etkinliğinin yapıldığı gün bile her yıl ortalama 115–150 bin arası ziyaretçi San Marco Meydanı’nı dolduruyor.

Bu nedenle Venedik Karnavalı’na gitmeyi planlayanlar, tarihleri mutlaka önceden kontrol etmeli; uçak veya tren biletlerini, otel rezervasyonlarını ve karnavala özel maskeli balo, gala yemeği, konser ve tiyatro bileti gibi etkinlikleri erkenden ayırtmalı. Gösterileri en iyi şekilde izlemek istiyorsanız, etkinlik başlamadan en az 1 saat önce meydanda yerinizi alın. Yanınıza küçük atıştırmalıklar ve su almayı da unutmayın; kalabalıkta bu küçük hazırlıklar keyfinizi artırır.

Venedik Bienali

Venedik Bienali’nde, beyaz zemin üzerine siyah çizimler ve kaligrafilerle süslenmiş büyük ölçekli bir enstalasyon sergileniyor; ziyaretçi eseri yakından inceliyor.

1895 yılında temelleri atılan Venedik Bienali, günümüzde dünyanın en prestijli ve seçkin kültürel kurumlarından biri. İki yılda bir düzenlenen bienal, bir yıl çağdaş sanat sergisi, diğer yıl ise Venedik Mimarlık Bienali ile sanatseverlere kapılarını açıyor. Genellikle nisan ile kasım aylarını kapsayan etkinliklerde; resim, heykel ve enstalasyonların yanı sıra dans, müzik, tiyatro ve Venedik Film Festivali gibi disiplinler arası programlar da yer alıyor.

Türkiye’nin sanatsal bakışını uluslararası alanda gözler önüne seren Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nun tarihini ve bugününü keşfetmek için tıklayın.

white banner
Popüler Yazılar
Sıkça sorulan sorular
Venedik’e gitmek için en iyi zaman nedir?

Venedik’i ziyaret etmek için en ideal dönem, ilkbahar (Nisan–Mayıs) ve sonbahar (Eylül–Ekim) aylarıdır. Bu aylarda hava daha ılımandır ve kalabalık yaz aylarına kıyasla daha sakindir. Karnaval dönemi (Şubat sonu – Mart başı) ise şehrin en renkli ama en yoğun zamanıdır.

Venedik’te toplu taşıma nasıl?

Şehirde araç trafiği yok; ulaşım genellikle vaporetto adı verilen deniz otobüsleri, su taksileri ve gondollarla sağlanır. Venedik Santa Lucia tren istasyonu da şehir merkezine kolay erişim sağlar.

Venedik Karnavalı ne zaman yapılır?

Her yıl Şubat sonu – Mart başı arasında, Paskalya’dan önceki dönemde düzenlenir. Maskeli balolar, kostüm yarışmaları, konserler ve ünlü “Meleğin Uçuşu (Il Volo dell’Angelo)” etkinliği karnavalın öne çıkan anlarıdır.

Venedik’te mutlaka görülmesi gereken yerler hangileridir?

San Marco Meydanı ve Bazilikası, Dükler Sarayı, Rialto Köprüsü, Büyük Kanal, Murano ve Burano Adaları şehrin en popüler turistik duraklarıdır.

Venedik’te ne yenir?

Şehrin mutfağı deniz ürünleri ve risotto çeşitleriyle ünlüdür. “Sarde in saor”, “spaghetti al nero di seppia” (kalamar mürekkebi soslu spagetti), “baccalà mantecato” ve karnavala özel “frittelle” tatlısı mutlaka denenmelidir.

Venedik’te konaklama için hangi bölgeler tercih edilmelidir?

San Marco ve Dorsoduro bölgeleri, hem merkezî konumları hem de otel çeşitliliği sayesinde popülerdir. Daha sakin bir atmosfer isteyenler için Cannaregio ve Castello bölgeleri önerilir.

Venedik’te alışveriş için neler alınabilir?

Murano camı, Burano dantelleri, el yapımı Venedik maskeleri ve özgün sanat eserleri şehrin en özel hediyelikleri arasındadır.

Venedik’te fotoğraf çekmek için en iyi noktalar nerelerdir?

San Marco Meydanı, Rialto Köprüsü, Accademia Köprüsü ve Burano’nun renkli sokakları muhteşem kareler sunar. Sabah erken saatlerde veya gün batımında fotoğraf çekmek, kalabalıktan kaçmak için idealdir.

Hasret Belet Michieletti
Hasret Belet Michieletti Tüm Yazıları
İlgili Yazılar
Daha keyifli ve kişiselleştirilmiş bir OGGUSTO deneyimi için